<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196</id><updated>2011-09-28T15:42:30.265-05:00</updated><category term='Genel Tanımlar'/><category term='Yeni Modeller'/><category term='Akademik'/><category term='Başarı Örnekleri'/><category term='Dünyadan Haberler'/><category term='Sektörü İlgilendiren Kitaplar'/><title type='text'>Sivil Toplum Konuları</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>sertac sehlikoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17906462114910351434</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-dmqkKy87F6s/TeZcAVX0raI/AAAAAAAAAmI/IT69F3T__pI/s220/ME.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>14</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-7904213475335004400</id><published>2007-04-19T12:19:00.000-05:00</published><updated>2007-04-19T12:46:23.345-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyadan Haberler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başarı Örnekleri'/><title type='text'>FAKİRLİĞE KARŞI AYAĞA KALKIN</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/StandUp_Web1.1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/StandUp_Web1.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fakirliğe karşı yürütülen kampanyalardan birinin ismi bu: “Ayağa Kalkın”. 15 ve 16 Ekim tarihlerinde, dünyada mümkün olan en fazla sayıda insanın fakirliğe karşı sembolik ve fiziksel olarak ayağa kalkmasın&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/StandUp_Web1.0.jpg"&gt;&lt;/a&gt;ı ve böylece fakirlik karşıtı hareketin Guiness Rekorlar kitabına geçmesini hedefleyen kampanyaya binlerce sivil toplum kuruluşu rağbet edecek görünüyor. Kampanyaya katılmak için belirtilen tarihte kurumunuzdaki insanların ayağa kalkması, ve kaç kişinin eyleme katıldığını ilgili merkeze bildirmeniz gerekli. Bu sembolik eylemin amacı, mümkün olduğunca fazla sayıda insanın fakirlik konusunu hatırlamasını sağlamak. Eylemin savunucuları, Sivil Toplum faaliyetleri ile ilgili en çok karşılaşılan sıkıntının, sokaktaki insanın bu faaliyetlerden yeterince haberdar olmaması ya da ilgilenmemesi olduğundan şikayetçi olduklarını, bu handikapı aşabilmek için derinliği az ama kapsamı geniş eylemlere de yönelmek gerektiğini belirtiyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2006'da yapılan kampanyada, dünyanın toplam 23.542.614 kişi, 11.646 farklı etkinlikle kampanyaya destek verdi. Guiness verilerine göre bölgeler ve katılımcı sayıları şöyle:&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Afrika - 3.624.381&lt;br /&gt;Arap Yarımadası- 516.949&lt;br /&gt;Asya - 18.195.126&lt;br /&gt;Avrupa - 894.854&lt;br /&gt;Latin Amerika &amp; Kayayip- 54.901&lt;br /&gt;Kuzey Amerıka- 163.066&lt;br /&gt;Okyanusya- 93.337 &lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055193058868025890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_TuXJWcNJvNY/RienTbDZWiI/AAAAAAAAAEY/i-CPwW7nB38/s400/273295320_1ca20f875e.jpg" border="0" /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_TuXJWcNJvNY/RienK7DZWhI/AAAAAAAAAEQ/Zhg2Eyi-srU/s1600-h/273232062_a3ae95df69.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055192912839137810" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_TuXJWcNJvNY/RienK7DZWhI/AAAAAAAAAEQ/Zhg2Eyi-srU/s200/273232062_a3ae95df69.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de fazla yankı bulmayan kampanyaya, ilkokullardan destek geldi. Medya'da fazlaca yer bulmadı. Sivil Toplum Kuruluşları içerisinde kampanyayı ciddiyetle ele alan ve duyurusunu yapan, Türkiye İzcilik Federasyonu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kampanya'nın tanıtım videolarından özellikle bir tanesi çok hoşuma gitti. İzlemek isterseniz&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/T2aeO13yNzE" width="425" height="350" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özetle şunu söylüyor: Hepimiz birden ayağa kalktığımızda ne çok şeyin değişebileceğini görmek sizi şaşırtacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kampanyayla ilgili daha fazla bilgi için:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.standagainstpoverty.org/"&gt;http://www.standagainstpoverty.org/&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bu, kampanyanın tez kısmı. Hepsine yer vermedim, geniş bilgi için yukarıdaki siteyi inceleyebilirsiniz. Bir de yukarıda bahsettiğim kampanya ve türevlerine yönelik antitezler var. Onları da yakında paylaşacağım.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-7904213475335004400?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/7904213475335004400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/7904213475335004400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2007/04/fakirlie-kari-ayaa-kalkin.html' title='FAKİRLİĞE KARŞI AYAĞA KALKIN'/><author><name>sertac sehlikoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17906462114910351434</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-dmqkKy87F6s/TeZcAVX0raI/AAAAAAAAAmI/IT69F3T__pI/s220/ME.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TuXJWcNJvNY/RienTbDZWiI/AAAAAAAAAEY/i-CPwW7nB38/s72-c/273295320_1ca20f875e.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-5811610181080356582</id><published>2007-03-05T13:35:00.000-05:00</published><updated>2007-03-05T13:42:54.457-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başarı Örnekleri'/><title type='text'>SOSYAL YENİLİK BAŞARI ÖRNEKLERİ 5:  ORTAK AKIL STRATEJİ TOPLANTILARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/Rexkl0enNCI/AAAAAAAAABU/6oSy17cSvaY/s1600-h/clip_image001.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5038512684025721890" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/Rexkl0enNCI/AAAAAAAAABU/6oSy17cSvaY/s320/clip_image001.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sosyal alanda yenilik nasıl üretilir? Sosyal problemlere çözüm modelleri neler olabilir? Sivil toplum kuruluşlarımız yeniliklere nasıl imza atabilirler? Bu konularda iyi örnekleri ve etkin başarı modellerini masaya yatırmak amacıyla bu köşede Sosyal Yenilik Başarı örnekleri yazı dizisi devam ediyor. Bu yazı dizisinde Türkiye'den ve dünyadan umut vadeden sosyal yenilik vakalarını okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşinci bölümde konumuz yerel kalkınma için stratejik planlama (Haber kaynağı: Zaman). Bunun için iki farklı örneği masaya yatıracağız: Aliağa ve Kahramanmaraş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEREL KALKINMA İÇİN ORTAK AKIL STRATEJİ TOPLANTILARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Problemler: Vizyon eksikliği, stratejik planlama eksikliği, beraber hareket etmeme, güç çatışmaları, kısır politikalar&lt;br /&gt;Sosyal yenilik: Yerel aktörlerin ve kurumların bir araya geldiği stratejik açılım toplantıları&lt;br /&gt;Sosyal çözüm modeli: Belediye, yerel yönetim, Sivil Toplum kuruluşları, endüsti, üniversiteler, mesleki kuruluşlar, sanayi odaları bir araya gelerek ORTAK AKIL oluşturuyorlar (vizyon birliği + gönül birliği + hedef birliği + işbirliği)&lt;br /&gt;Kritik başarı faktörleri: Bütüncül yerel kalkınma projeleri, uzun vadeli stratejik planlama, kısır politik kaygıları geride bırakma, ortak akıl oluşturma, sistemli işbirliği, endüstriyel kalkınma ve yatırımı teşvik, kaliteli sağlık ve eğitim hamleleri, kalıcı ekonomik ve sosyal kalkınma projelerini ortaklaşa hayata geçirme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öRNEK VAKA 1: ALİAĞA ORTAK AKIL TOPLANTISI&lt;br /&gt;ALİAĞA'NIN GELECEK 30 YILI PLANLANDIİzmir'in Aliağa ilçesinde, halkın yerel yönetim süreçlerine aktif katılımının sağlanarak ortak akılla yönetim amacıyla oluşturulan Aliağa Kent Konseyi toplandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KENT KONSEYİ İŞ BAŞINDA&lt;br /&gt;Belediye öncülüğünde kurulan konseyin toplantısında, ilçenin gelecek 30 yılının stratejik planı açıklandı. İlçede bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin yanısıra sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcilerinin de yer aldığı toplantıda konseye danışmanlık yapan Aydın Belediye eski Başkanı Hüseyin Aksu, 11 sektörde tamamlanan master plan analizleri ve şehir tarama bilgi bankasından oluşturulan 16 ciltlik Aliağa'nın stratejik planını açıkladı. Kent Konseyi'nin yoğun çalışmaları neticesinde tamamlanan stratejik planlamayla birlikte Aliağa'nın gelecek 30 yılının gelişim vizyonu da ortaya çıkarılmış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UZUN VADELİ GELİŞİM VİZYONU&lt;br /&gt;Aliağa Kaymakamı Emir Osman Bulgurlu, Belediye Başkanı Tansu Kaya, Ticaret Odası Başkanı Adnan Saka, Şoförler Odası Başkan Yardımcısı Erdin Şen, Petrol İş Sendikası Başkanı İbrahim Doğangül, birçok sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcisinin de katıldığı toplantıda bir sunum yapan Aksu, Aliağa'yı 11 bölgeye ayırdıklarını ve gelişim vizyonunu sektörlerden gelen talepler doğrultusunda belirlediklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ORTAK AKIL VE ORTAK VİZYON&lt;br /&gt;Aksu, â€œBu ilçenin çevresindeki alanı nasıl kullanacağı ve gelecekte nasıl olması gerektiği ortak akılla belirlendi.â€ şeklinde konuştu. İzmir metropol alanındaki Aliağa'nın Menderes metro hattı ve kuzey çevre yolunun devreye girmesiyle turizm, eğitim ve sosyokültürel anlamda cazibe merkezi haline gelmesinin hayal olmadığını belirten Aksu, yarına bugünden hazırlamanın gerekliliği üzerinde durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEMOGRAFİK öNGöRÜLER&lt;br /&gt;Toplantıda konuşan Başkan Kaya ise ilçenin önümüzdeki birkaç yıl içinde ciddi bir hareketlilik yaşayacağına dikkat çekti. Kaya, "Bugünden gelecek yıllara hazırlıklı olmalıyız. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bilgilerine göre ilçemizin nüfusu 47 bin civarındadır. 2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre 37 bin olan nüfusumuz, 6 yılda 10 bin gibi büyük bir artış göstermiş. 5393 sayılı kanuna göre nüfusu 50 bin ve üzeri belediyelere stratejik planlama zorunluluğu getirilmişti. Bizim böyle bir zorunluluğumuz olmamasına rağmen stratejik planlarımızı hazırladık. Hepimizin ortak yaşadığı yer olan ilçemizin kalkınmışlığına herkesin katkısının olmasını istedik ve Kent Konseyi çalışmalarını başlattık. Bundan sonraki çalışmalara da aynı ciddiyetle katılmanızdan büyük mutluluk duyarız." dedi.&lt;br /&gt;Başkan Kaya ayrıca 16 cilt halinde hazırlanan Aliağa'nın stratejik planlarını, DVD ortamında sektör temsilcilerine vereceklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öRNEK VAKA 2: KAHRAMANMARAŞ KATSO STRATEJİ TOPLANTISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahramanmaraş'ın geleceği KATSO'da masaya yatırıldıKahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO) Başkanı Mehmet Balduk, şehrin gelişmesi için siyasi irade ile sivil inisiyatifin biraraya gelmesinin şart olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEÇİLMİŞ ATANMIŞ İŞBİRLİĞİ&lt;br /&gt;Milletvekilleri ve KATSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Balduk, şehrin sorunları ve çözüm önerileri hakkında bilgi alış verişinde bulundu. Mehmet Balduk, ilin gelişimi için seçilmişi atanmışı, meslek grupları ve sivil toplum örgütleriyle birlik içinde olunması gerektiğine dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİNERJİ OLUŞTURMAK&lt;br /&gt;Balduk, "Birlik olmak Kahramanmaraş'a fayda sağlar. Esas olan, seçilmişlerin atanmışlarla ve biz meslek gruplarıyla, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelmeli. Ortak akılla bir sinerji yaratıp memleketin ve ülkenin meselelerine çözüm bulunmalı. Çözüm bulucuların, karar alıcıların işini kolaylaştırmaktır. Burada siyasi irade ile sivil inisiyatifi bir araya getirip yapılacak çalışmalar hakkında bilgi ve görüş alışverişinde bulunmalıyız. İlimizin gelişmesi için ortak hareket etmemiz şart" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞBİRLİĞİ İLE HAREKET ETMEK&lt;br /&gt;Bugüne kadar taleplerin kendilerinden geldiğini ve karar verici merciler tarafından da dikkate alındığını vurgulayan Balduk, işbirliği ile hareket etmenin önemine değindi. Balduk, "Ticaret ve Sanayi Odası olarak elimizden geldiğince uyarı görevimizi yapıyoruz. Ama sonuçta tercih, siyasi iradenin ve karar alıcınındır. Teşvik konusunda da aynısı oldu. Biz taleplerimizi söyledik, karar alıcı da sağ olsun kabul etti. Gerçekten Kahramanmaraş'a ekonomik anlamda en büyük hizmet gerçekleşti. Bu da ortak çalışmadan ve sinerjiden oldu. Bundan sonra da aynı sinerji ve işbirliğiyle çalışmalıyız" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil de, milletvekilleri olarak Kahramanmaraş'ın altyapı yatırımları ile ilgili yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi vererek, özellikle Gaziantep ve Adana karayollarında yapılan çalışmaların süratle tamamlanması konusunda çok ciddi çaba sarf ettiklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşme sonunda KATSO Ekonomik Araştırmalar ve Proje Uzmanı Eyyup Ozan, "Kahramanmaraş'ın Sorunları ve Çözüm önerileri" konulu sunum yaparak, Kahramanmaraş ekonomisinin son durumu ile ilgili milletvekillerine bilgi verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON ANALİZ:&lt;br /&gt;Kalıcı bir yerel kalkınma, stratejik planlamadan geçiyor. Stratejik planlama, ancak tüm yerel aktörlerin ve paydaşların biraraya gelmesi ile ufuklu olabiliyor ve hedefe ulaşabiliyor. İşte bunun için ortak akıl toplantıları ve kent konseyleri önemli rol oynuyor. Çünkü stratejik bu tür toplantılarda vizyon birliği, gönül birliği, hedef birliği ve işbirliği sağlanmış oluyor. Yukarıda bunun Aliağa ve Kahramanmaraş'ta başarıyla işleyen iki örneğini okudunuz.&lt;br /&gt;Stratejik atılım hedefleyen ve uzun vadeli gelişim amacı güden yerel yönetimler yukarıdaki başarı modellerinden ve stratejik işbirliği vizyonundan faydalanabilirler ve benzer modeller geliştirebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Holistik yerel kalkınmanın en önemli boyutları: a) ekonomik kalkınma/yatırım/istihdam; b) eğitime ve insana yatırım; c) toplumun beraberliğini ve ortak hareket etmesini sağlama. Bütüncül bir gelişim için üç boyutta yerel aktörler ve kurumlar bir araya gelmeliler: a) şirketler, mesleki kuruluşlar ve ticaret ve sanayi odaları; b) eğitim kurumları, okullar ve üniversiteler; c) belediye ve yerel yönetimler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: Yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları, yerel sanayi kuruluşları ve üniversiteler bir araya gelmeli ve sinerjik işbirliği ile bölge sorunlarına beraber çözüm üretmeliler. Başarılı bir uygulama için üniversite-endüstri-sivil toplum ve belediye işbirliği şart. Yerel kalkınma demek, markalaşma, eğitim, insana yatırım, yerel kalkınma, ARGE, bilim, sivil toplum demek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-5811610181080356582?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/5811610181080356582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/5811610181080356582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2007/03/sosyal-yenilik-baari-rnekleri-5-ortak.html' title='SOSYAL YENİLİK BAŞARI ÖRNEKLERİ 5:  ORTAK AKIL STRATEJİ TOPLANTILARI'/><author><name>Fahri Karakas</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14815703312065029635</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/Rexkl0enNCI/AAAAAAAAABU/6oSy17cSvaY/s72-c/clip_image001.png' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-2769390484244655047</id><published>2007-03-05T13:16:00.000-05:00</published><updated>2007-03-05T13:45:14.287-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başarı Örnekleri'/><title type='text'>SOSYAL YENİLİK BAŞARI ÖRNEKLERİ 4:  GÜNEYDOĞU’YA ŞEFKAT HAREKETİ</title><content type='html'>Sosyal alanda yenilik nasıl üretilir? Sosyal problemlere çözüm modelleri neler olabilir? Sivil toplum kuruluşlarımız yeniliklere nasıl imza atabilirler? Bu konularda iyi örnekleri ve etkin başarı modellerini masaya yatırmak amacıyla bu köşede Sosyal Yenilik Başarı örnekleri yazı dizisi devam ediyor. Bu yazı dizisinde Türkiye'den ve dünyadan umut vadeden sosyal yenilik vakalarını okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/Rexhd0enNAI/AAAAAAAAABE/yV_pxbV4KkU/s1600-h/clip_image001.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5038509248051885058" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 233px; CURSOR: hand; HEIGHT: 153px" height="172" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/Rexhd0enNAI/AAAAAAAAABE/yV_pxbV4KkU/s320/clip_image001.png" width="195" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Dördüncü bölümde konumuz Güneydoğu'da yaşanan sosyal problemler ve sivil toplum kuruluşlarının yardım, çözüm ve yenilik girişimleri. Bu konuda basında yer alan haberleri analiz ettim (Haber kaynağı: Aksiyon, Zaman).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPLUMSAL YARDIMLAŞMA VE ŞEFKAT HAREKETİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Problemler: Fakirlik, terör, doğal felaketler, işsizlik, geri kalmışlık, PKK&lt;br /&gt;Sosyal yenilik: Toplumsal yardımlaşma ve şefkat hareketi&lt;br /&gt;Sosyal çözüm modeli: Sivil Toplum kuruluşlarının ve vatandaşların bölgeye gidip yaraları sarmaları, maddi ve manevi yardımlar, kalıcı ekonomik ve sosyal kalkınma projeleri, ekonomik yatırım, eğitime yatırım, sağlığa yatırım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kritik başarı faktörleri: Eğitim, yatırım, yerel kalkınma projeleri, sistemli işbirliği, gençlerin önünü açmak, endüstriyel kalkınma ve yatırımı teşvik, kaliteli sağlık ve eğitim kurumları açılması, fedakarlık, Türk-Kürt ayrımcılığından kaçınma, kardeşlik tesis etme, insan hakları ihlallerine son&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNEYDOĞUYA ŞEFKAT HAREKETİ&lt;br /&gt;Adı hep terörle anılan illerde ümitli bir bekleyiş var. Diyarbakır, Batman, Siirt ve Hakkari'de halk, kördüğümün çözüleceğine şimdi daha çok inanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KALKINMA İÇİN ÜMİTLİ BEKLEYİŞ&lt;br /&gt;'Dağda silahlı gezeceklerine düz ovada siyaset yapsınlar.' Mehmet Ağar'ın PKK'nın 'ateşkes' ilanından sonra sarf ettiği bu sözler, gündemi bir anda ısıttı. Hiç kimse eski emniyet müdürü ve İçişleri Bakanı Ağar'dan böyle bir çıkış beklemiyordu. Şaşkınlığın sebebi, teröre karşı mücadelede oldukça sert yöntemler uygulamış, 'derin devletin temsilcisi' olduğu ileri sürülen bir ismin kendinden beklenmeyen noktaya gelmesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞUDA POZİTİF DEĞİŞİMİN YOLU EĞİTİM; YATIRIM VE SİVİL TOPLUM&lt;br /&gt;Bölgenin önde gelenleriyle görüşüp, sivil toplum temsilcilerinin fikirlerini aldıktan sonra bu açıklamanın yapılması ise bölgede bir şeylerin değiştiğine dair önemli ipuçları veriyor aslında.&lt;br /&gt;Irak'ta özerk bir Kürt bölgesi kurulması, ABD'nin PKK ile mücadele için bölgeye koordinatör ataması, örgütün şiddetsizlik kararı, Başbakan'ın 'eylem yoksa operasyon da yok' demeci, Abdullah Gül'ün reform paketi hazırlığından söz etmesi ve son olarak DYP lideri Mehmet Ağar'ın radikal söylemi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 yılını dolduran Güneydoğu, Kürt ya da terör sorununda gündem, uzun zamandır bu kadar hareketlenmemişti. Şehit ailelerinin de soru sormaya başlamasıyla bölge bir kez daha Ankara siyasetinin, İstanbul kulislerinin öncelikli meselesi halini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölgedeki son hava nasıl? Bu kez çözüme her zamankinden daha fazla yaklaştığımız söylenebilir mi? Asıl problem geri kalmışlık, şiddetsizlik ise siyasi bir karar. Silahların susması ile yakalanan huzur ortamı, ekonomik rahatlamayı beraberinde getirir, yatırımların önünü açarsa o zaman çözümden söz etmek mümkün olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAPICI MESAJ VE ADIMLAR YERİNE ULAŞIYOR&lt;br /&gt;Bölgeye iletilen tüm mesajlar alıcısına ulaşıyor. Açıklamaların hemen ardından aftan yararlanmak için dağdan inenler olmuş. Birkaç hafta önce teslim olan Bingöllü bir gencin davasına bakan Altürk, ortam tekrar gerilmezse dönenlerin artacağı kanaatinde.&lt;br /&gt;Tabii bir yandan da bölgeyi rahatlatmak gerekiyor. Sorunun bugünden yarına çözülmesi kolay değil, ama atılacak olumlu adımlar mutlaka yerini bulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Problemi ve temas edilecek hassas noktaları görmek için 10 dakika sohbet etmek yetiyorsa yıllardır neden bir arpa boyu yol alınamıyor?&lt;br /&gt;Yaşar Bey'e göre Ankara'dan gelen misafirler, duymak istediklerine kulak veriyor. 'Makyajlı' gezilerden, teorik toplantılardan çözüm çıkmayacağı aşikar. 1982'den beri yaşadığı Diyarbakır'da Türk olduğu için bir kez bile rahatsız edilmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"TÜRKİYE DIŞLANMIŞ ÇOCUĞUN HIRÇINLIKLARI İLE UĞRAŞIYOR"&lt;br /&gt;"Bir evde çocuklarınızdan birini ötekinden ayırırsanız çatışmanın önünü açarsınız." diyor Altürk, "Türkiye, şimdi dışlanmış çocuğun hırçınlıklarıyla uğraşıyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞAL FELAKETLERİN ARDINDAN GÜNEYDOĞUDA YARA SARMA&lt;br /&gt;Güneydoğu'da 40 kişinin hayatını kaybettiği ve büyük maddi hasara yol açan selin yaraları sivil toplum örgütleri tarafından sarılıyor. Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde meydana gelen sel baskının ardından sivil toplum kuruluşları ve Kızılay, afettten zarar gören insanlara yönelik yardım çalışmalarını tüm hızıyla devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ KRİTİK ROLÜ&lt;br /&gt;Kızılay, sıcak yemek, battaniye mutfak eşyası dağıtırken, Deniz Feneri Derneği prefabrik ev kurup, temizlik maddesi dağıttı. Kimse Yokmu Derneği ise CEGİAD ile ortaklaşa kuru gıda, battaniye dağıtıp çadırkent kuruyor. Bu kapsamda Kızılay şimdiye kadar 2 bin 500 battaniye, 300 ocak, mutfak seti, teflon tencere ve 700 aileye gıda yardımında bulundu. Kızılay ayrıca her gün 3 bin kişiye 3 öğün sıcak yemek veriyor. Kızılay ekip başkanı Murat Çakır yapılan yardımların aksaksız olarak devam ettiğini söyledi. Yemek dağıtım noktasına gelemeyecek durumda olanların da evine Kızılay ekipleri yemek götürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceylanpınar Girişimci İşadamları Derneği (CEGİAD) ile Kimse Yokmu Derneği ise selzede ailelere yönelik kuru gıda ve battaniye dağıtımına başladı. CEGİAD ve Kimse Yokmu Derneği muhtarlıkların belirlediği ailelere yardımlarını elden teslim ediyor. CEGİAD ve Kimse Yokmu Derneği, selden mağdur olan 20 aileye de maddi yardımda bulundu. Bu iki sivil toplum örgütü yarın da 150 aileye gıda ve battaniye dağıtımını sürdürecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇADIRKENT&lt;br /&gt;CEGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Zeynettin Arga bu hafta içerisinde bölgeye 150 çadırdan oluşan Çadırkentin kurulacağını söyledi. Arga, şu an çadırkentin kurulacağı yer konusunda kaymakamlıkla inceleme ve araştırma yaptıklarını, en kısa sürede bunu gerçekleştireceklerini ifade etti. Selden hemen sonra Diyarbakır'ın Çınar ilçesine gelen Kimse Yokmu Derneği, selde yıkılan Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO)'da da incelemelerde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EĞİTİM&lt;br /&gt;Harran İlçe Kaymakamı Hasan Yaman okulların en kısa sürede eğitime başlaması için gereken çalışmaların yapıldığını belirterek, "Şu anda vatandaşımızın bir eksiği yok. Okullarımız da en kısa sürede eğitimlerine başlayacak." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenlenen rapor doğrultusunda Kimse Yokmu Derneği Genel Merkezi, Çınar'da yıkılan 220 kişilik öğrenci pansiyonu yerine yurt yapmaya karar verdi. Diğer taraftan Kimse Yokmu Derneği Çınar ilçesindeki Kızılay çadırlarındaki mağdur vatandaşlara giysi, battaniye ve uyku seti yardımı yaptı. İstanbul'dan gelen gelen iki kamyon dolusu giyecek eşya Kimse Yokmu Derneği ekipleri tarafından çadırlara götürülerek selzedelere teslim edildi. Ayrıca 280'er tane battaniye, nevresim ve yastık dağıtımı gerçekleştirdi. Yardımlar için Kimse Yokmu Derneği'ne teşekkürlerini dile getiren Çınarlı selzedeler, selden hemen sonra yurdun dört bir yanında kendilerine yardım aktığını dile getirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜZLERDE MUTLULUK SEVİNCİ&lt;br /&gt;Mağdur vatandaşların sevinçleri yüzlerinde okundu. Kimse Yokmu Derneği tarafından yapılan yardımların mutluluk verici olduğunu ifade eden Çınar Kaymakamı Hasan Tanrıseven de, Türkiye'nin dört bir yerinde kendilerine yardımların yapıldığını dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİRKETLERİN ROLÜ KRİTİK&lt;br /&gt;Ülker Grubu da, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da büyük can ve mal kaybına sebep olan sel felaketinde mağdur olan vatandaşlara destek gönderdi. Gıda ve hijyenik ürünlerinden oluşan 2 TIR dolusu ürün, bin 800 aileye valilikler ile afet merkezleri tarafından ulaştırılacak.&lt;br /&gt;Selden mağdur olan bölge halkının ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan tırlarda, özellikle yüksek enerji veren bisküvi, çikolata, bakliyat, süt ve yağ gruplarından ve tüketimi kolay gıdalardan oluşan gıda ürünleri paketi ile kadın bağı ve çocuk bezinden oluşan hijyenik yardım paketleri yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALTYAPI MESELELERİ&lt;br /&gt;Batman'da da Valilik, Belediye ve Sivil Toplum örgütleri yaraları sarmak için gayret sarfederken hasar tespit çalışmaları da devam ediyor. 18 mahallede yaklaşık 10 bin ev ve 50 bin kişinin etkilendiği sel olayında şu ana kadar 5 bin 400 bina ve 485 işyerinin hasar tespit çalışmalarının tamamlandığı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özel İdare ile Batman, Diyarbakır Büyükşehir, Diyarbakır Sur, Gercüş, Gercüş Kayapınar Beldesi, Doğubeyazıt ve Beşiri belediyelerine bağlı ekip ve araçların mahallelerde yol temizleme, kanal açma, su tahliyesi ve moloz kaldırma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Batman Valiliği Tekel Yaprak Tütün İşletmesi Müdürlüğü depolarına gelen muhtelif yardımlar bekletilmeden selden zarar gören bölgelere gönderiliyor. öncelikli olarak vatandaşın acil ihtiyacı olan gıda ve giyim malzemeleri dağıtılırken, Kızılay tarafından gönderilen 3 bin 750 battaniye, 750 yatak, 200 katalitik soba, 100 elektrikli sobanın da dağıtımına başlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasar tespit komisyonu ise şu ana kadar ilçede ve köylerde incelemelerini devam ettiriyor. Şiddetli yağışın hemen ardından olay yerine gelen Kızılay ekipleri vatandaşın imdadına yetişti. Kızılay ekipleri 175 çadır bin battaniye bin kişilik seyyar mutfak ile Ortaköy'deki vatandaşlara hizmet vermeye başladı. öte yandan Şırnak Valiliği Başkanlığı'nda toplanan kriz masası selzedelere 34 bin 650 YTL para yardımında bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON ANALİZ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneydoğu bizim. Güneydoğumuzun üç temel problemi: Fakirlik, cehalet ve ayrılık.&lt;br /&gt;Üç temel çözüm ise:&lt;br /&gt;1) ekonomik kalkınma/yatırım/istihdam;&lt;br /&gt;2) eğitime ve insana yatırım&lt;br /&gt;3) şiddete son vererek toplumun beraberliğini, iç barışı ve huzuru sağlama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada üç boyutta aktörler ve kurumlar bu çözümleri üretmeli:&lt;br /&gt;1) şirketler&lt;br /&gt;2) eğitim kurumları, okullar ve üniversiteler&lt;br /&gt;3) polis, askeriye, yerel yönetimler ve medya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları, yerel sanayi kuruluşları ve üniversiteler bir araya gelmeli ve bölge sorunlarına beraber çözü üretmeliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneydoğuda çıkışın ve kalıcı çözümün yolu bataklığı kurutan ufuklu ve çaplı hamlelerle mümkün. Bunun için de aşağıdaki sahalarda küçük adımlar ve projeler başlamalı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın emeğini değerlendirme, Gençlere meslek edindirme, Teknoparklar kurma, ARGE projeleri başlatma, İnkübatörler oluşturma, Girişimciliği destekleme, Sürekli eğitim ve gelişim merkezleri açma, Yaşam boyu eğitimi destekleme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların başlatılabilmesi için de üniversite-endüstri-sivil toplum ve belediye işbirliği şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneydoğu'nun kaderi eğer değişecekse bu markalaşma, eğitim, insana yatırım, yerel kalkınma, ARGE, bilim, sivil toplum ile olacak, olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımızla,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-2769390484244655047?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/2769390484244655047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/2769390484244655047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2007/03/sosyal-yenilik-baari-rnekleri-4.html' title='SOSYAL YENİLİK BAŞARI ÖRNEKLERİ 4:  GÜNEYDOĞU’YA ŞEFKAT HAREKETİ'/><author><name>Fahri Karakas</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14815703312065029635</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/Rexhd0enNAI/AAAAAAAAABE/yV_pxbV4KkU/s72-c/clip_image001.png' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-1200913638072732268</id><published>2007-03-05T13:03:00.000-05:00</published><updated>2007-03-05T13:45:58.698-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başarı Örnekleri'/><title type='text'>SOSYAL YENİLİK BAŞARI ÖRNEKLERİ 3: YEREL PROJE YARIŞMALARI</title><content type='html'>Sosyal alanda yenilik nasıl üretilir? Sosyal problemlere çözüm modelleri neler olabilir? Sivil toplum kuruluşlarımız yeniliklere nasıl imza atabilirler? Kurumlarımız 21. yüzyılı yakalama adına nasıl atılım yapabilirler? Sosyal organizasyonlarımız nasıl çağa ve değişime ayak uydurabilirler? Bu konularda iyi örnekleri ve etkin başarı modellerini masaya yatırmak amacıyla bu köşede Sosyal Yenilik Başarı örnekleri yazı dizisi devam ediyor. Bu yazı dizisinde Türkiye'den ve dünyadan umut vadeden sosyal yenilik vakalarını okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RexeI0enM_I/AAAAAAAAAA8/f0JVuV67zFs/s1600-h/clip_image001.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5038505588739748850" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="162" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RexeI0enM_I/AAAAAAAAAA8/f0JVuV67zFs/s320/clip_image001.png" width="200" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü bölümde başarıyı teşvik etmek için düzenlenen proje yarışmalarına yer vereceğiz. Sosyal yenilikte gençlerin ve kadınların rolü çok önemli yer tutuyor. Gençlerin ve kadınların aktif katılımını teşvik eden projeler ve proje yarışmaları, toplumsal alanda epk çok iyileşmeye ve sosyal yeniliğe kapı arayabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu makalede bunun üç örneği yer alıyor: Örnek vakalarımız bu kez Gaziantep, Kahramanmaraş ve Adana'dan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Problem: Atalet, insan kaynaklarının etkin kullanılamaması, işsizlik&lt;br /&gt;Sosyal yenilik: Katılımı teşvik eden proje yarışmaları&lt;br /&gt;Sosyal çözüm modeli: Belediye, yerel örgütler, Sivil Toplum, Endüstri İşbirliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kritik başarı faktörleri: Kadına öncelik, sistemli işbirliği, gençlerin önünü açmak, motivasyon sağlamak, başarıyı ödüllendirmek, teşvik mekanizmaları kurmak, endüstri ve belediye desteğini almak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VAKA 1: GAZİANTEP BELEDİYESİNDEN KADIN PERSONELE öZEL TEŞVİK VE öDÜL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzelbey: Kadınlar hayatın her alanında etkin rol üstleniyorGaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, belediyede çalışan kadın personele bakır işlemeciliği ürünü şekerlik hediye etti. Bayanların hayatın her alanında etkin rol üstendiğini belirten Güzelbey, kadınların büyük başarılara imza attığını söyledi. Yurtdışında bulunduğu için belediye bünyesinde çalışan kadın personelin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü geçikmeli olarak kutlayan Güzelbey, kadınların her alanda söz sahibi olmaya başladığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada bayanların bir çok alanda etkin görevler üstlenerek, ülkelerini çok güzel noktalara taşıdığını belirten Güzelbey, göreve geldiği günden beri çalışmalarını ekip ruhuyla yürüttüğünü, kadınâ€“erkek ayrımı yapmadan tüm çalışanlarının fikirlerine önem verdiğini kaydetti.&lt;br /&gt;Halka daha iyi hizmet götürebilmek için, çalışanların tümünün yönetime katılmasına gayret gösterdiğini ifade eden Güzelbey, â€œBelediyenin tüm birimlerinde çalışan personelim, halka kaliteli hizmet sunabilmek için ellerinden gelen gayreti gösteriyor. Bir milyon nüfuslu bir kentin idaresini üstlenmek oldukça ağır bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor.â€ dedi.&lt;br /&gt;Daha sonra, Güzelbey, belediyenin çeşitli birimlerinde görev yapan bayan personele Gaziantep'e ait geleneksel bakır işlemeciliği ürünü şekerlik hediye etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VAKA 2: KAHRAMANMARAŞTA BAŞARILI GENÇLERE İŞ DÜNYASINDAN öDÜL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Başarılı gençler daima örnek olmalı"Kahramanmaraş Kişisel Gelişim ve Sinerji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Miraç Koç, dernek olarak toplumun gelişimine pozitif katkı sağlayan gençleri belirlediklerini ifade ederek, 2004 yılının en başarılı gençlerini yarın ticaret ve sanayi odasında düzenleyecekleri kokteylle ödüllendireceklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahramanmaraş'ın tarihinde yer alan bir çok isimsiz kahraman gibi, günümüzde de çeşitli kurum ve kuruluşlarda görev yapan, çeşitli alanlarda çalışan bir çok isimsiz kahramanların bulunduğuna dikkat çeken Koç, bu kahramanların bulundukları yerlerde, birçok engele rağmen ellerinden gelenin fazlasını yaparak; ekonomiye ve halka büyük katkılar sağladıklarını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VAKA 3: TÜBİTAK VE ÜSAM ADANA'DA ARGE KÜLTÜRÜ YAYMAK İÇİN PROJE YARIŞMASI BAŞLATTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜSAM Proje öneri Yarışması düzenlediTürkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile Adana Üniversitesi “Sanayi Ortak Araştırma Merkezi (ÜSAM) tarafından, bölge sanayisine yönelik Araştırma Geliştirme (ARGE) kültürünü yaymak ve teşvik amacıyla â€˜'proje öneri'' yarışması düzenlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜSAM yetkililerinden alınan bilgiye göre, yarışmanın hedeflerinin yeni ürün tasarımı, ürün kalitesi veya standardının yükseltilmesi, üretimle ilgili olarak yeni bir teknik veya teknolojinin geliştirilmesi olduğu belirtildi. Proje konularının ise otomotiv ve metal imalat, yazılım otomasyon, tekstil ve gıda sektörlerinden oluşacağı ifade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışmaya bölge sanayisinde çalışanlar ile üniversite öğretim elemanlarının da katılabileceği, önerilen projenin, sanayide uygulanabilirlik ve ekonomik katkısının olması, sanayide kullanılan teknolojiye yenilik getirmesi ve kullanılan teknolojinin gelişmesine katkı sağlaması gerektiği kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışmada dereceye giren sanayicilere, öğretim elemanlarına ve öğrencilere başarı belgeleri ile birlikte ÜSAM Yönetim Kurulu tarafından birinciye 1 milyar, ikinciye 750 milyon, üçüncüye ise 500 milyon lira tutarında para ödülü verileceği bildirildi. Yarışmaya katılmak isteyenlerin projelerini 30 Kasım 2004 tarihine kadar ÜSAM'a ulaştırmaları gerektiği de belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON ANALİZ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü üzere, Türkiye'mizde gençleri ve kadınları teşvik eden sivil toplum oluşumları ve ödüllendirme mekanizmaları giderek artıyor. Bu atılımların sayısının çoğalması lazım.&lt;br /&gt;Bunun için yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları, yerel sanayi kuruluşları ve üniversiteler bir araya gelmeli ve proje yarışmaları düzenlemeliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın emeğini değerlendirme, Gençlere meslek edindirme, Teknoparklar kurma, ARGE projeleri başlatma, İnkübatörler oluşturma, Melek sermayesi ile girişimciliği destekleme, Sürekli eğitim ve gelişim merkezleri açma, Yaşam boyu eğitimi destekleme gibi yerel girişimler yerel kalkınmada çok kritik bir role sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların başlatılabilmesi için de üniversite-endüstri-sivil toplum ve belediye işbirliği şart.&lt;br /&gt;Her bir proje çok değerli bir tohum gibi. Uygun ortamda sulanır, desteklenir ve yeşerirse, yakın gelecekte Osmanlı çınarı gibi meyve verdiği görülecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB'ye girmeye hazırlandığımız şu süreçte bu projelere sahip çıkarsak bu projeler bizi zaten Avrupa standartlarına ulaştıracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi Türkiyem, ileri!&lt;br /&gt;Moralinizi bozmayın. Olumsuzluklardan etkilenmeyin.&lt;br /&gt;Türkiyemiz hızla ilerliyor ve ilerlemeye devam edecek!&lt;br /&gt;Türkiyemiz markalaşma, eğitim, insana yatırım, yerel kalkınma, ARGE, bilim, sivil toplum ile şaha kalkacak ve dünya ülkeleri içinde çok yakında yerimizi alacağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-1200913638072732268?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/1200913638072732268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/1200913638072732268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2007/03/sosyal-yenilik-baari-rnekleri-3-yerel.html' title='SOSYAL YENİLİK BAŞARI ÖRNEKLERİ 3: YEREL PROJE YARIŞMALARI'/><author><name>Fahri Karakas</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14815703312065029635</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RexeI0enM_I/AAAAAAAAAA8/f0JVuV67zFs/s72-c/clip_image001.png' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-2410119382841775586</id><published>2007-02-03T22:20:00.000-05:00</published><updated>2007-03-05T13:47:00.927-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başarı Örnekleri'/><title type='text'>Sosyal Yenilik Başarı Örnekleri 2:   Bilim Adamı Yetiştirme Projesi</title><content type='html'>Sosyal alanda yenilik nasıl üretilir?&lt;br /&gt;Sosyal problemlere çözüm modelleri neler olabilir?&lt;br /&gt;Sivil toplum kuruluşlarımız ve üniversitelerimiz yeniliklere nasıl imza atabilirler?&lt;br /&gt;Kurumlarımız 21. yüzyılı yakalama adına nasıl atılım yapabilirler?&lt;br /&gt;Sosyal organizasyonlarımız nasıl çağa ve değişime ayak uydurabilirler?&lt;br /&gt;Bu konularda iyi örnekleri ve etkin başarı modellerini masaya yatırmak amacıyla bu köşede Sosyal Yenilik Başarı örnekleri yazı dizisi devam ediyor. Bu yazı dizisinde Türkiye'den ve dünyadan umut vadeden sosyal yenilik vakalarını okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RcVRg2PTKbI/AAAAAAAAAAw/aCykm3QrE6w/s1600-h/clip_image001.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5027514183786375602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RcVRg2PTKbI/AAAAAAAAAAw/aCykm3QrE6w/s320/clip_image001.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İkinci örnek vakamız Ankara'dan ODTü'den.&lt;br /&gt;Sosyal Problem: Kalifiye öğretim görevlisi açığı&lt;br /&gt;Sosyal yenilik: Bilim Adamı Yetiştirme Projesi&lt;br /&gt;Sosyal çözüm modeli: Üniversiteler arası işbirliği&lt;br /&gt;Kritik başarı faktörleri: Teknolojiye uyum, sistemli işbirliği, siyasi değil bilimsel tercihler, üniversiteler arası işbirliği, seçici olmak, evrensel kalitede eğitim, yurtdışı ile bağlantılar&lt;br /&gt;Üniversiteler, öğretim üyesi açığını kapatmak için proje başlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLİM ADAMI YETİŞTİRMEK&lt;br /&gt;˜Bilim Adamı Yetiştirme Projesi' ilk olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)'nde uygulanacak. Erzurum, Kocaeli, Selçuk ve Süleyman Demirel üniversiteleri için doktora öğrencisi kontenjanı belirleyen ODTÜ, bu üniversitelerin öğretim üyesi ihtiyacını karşılayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİN BAŞVURU&lt;br /&gt;ODTÜ'nün 40 kişilik doktora ilanına bine yakın başvuru yapıldı. Adaylar, oluşturulan jüri tarafından belirlenecek. Doktora açılacak bölümler, 4 üniversitenin ihtiyaç duyduğu alanlardan oluşturuldu.&lt;br /&gt;ODTÜ'de eğitim görecek olan bu öğrenciler, doktoralarını bitirdikten sonra kendi üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görevlerine devam edecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 ODTÜ HEDEFİ: 700 ÖĞRETİM ÜYESİ&lt;br /&gt;Sadece ODTÜ'nün 2006 yılına kadar bu projeyle 700'e yakın öğretim üyesi yetiştirmesi hedefleniyor. önümüzdeki yıl ise 53 devlet üniversitesinin proje kapsamına alınması bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PROJE GENİŞLEYECEK&lt;br /&gt;Beşerli gruplar halinde altyapısını tamamlamış üniversitelerle geriye kalan üniversitelerin bir araya gelmesiyle projenin genişletilebileceği belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YURTDIŞINDA ARAŞTIRMA&lt;br /&gt;˜Bilim Adamı Yetiştirme Projesi' hakkında bilgi veren ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, öğrencilerin tezlerinin bir bölümünü yapmak üzere 6 ay veya 1 seneliğine Avrupa ve Amerika'ya gönderileceğini belirterek, proje sayesinde ODTÜ'nün daha fazla yayın yapacağını söyledi.&lt;br /&gt;4 üniversiteyle protokol imzaladıklarını belirten Akbulut, "DPT ve YöK projemizi destekliyor. öğrenci başına parasal destek alacağız. 40 kişilik doktora kontenjanımıza bine yakın başvuru oldu. Jüri, bunlardan 40'ını seçecek." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UZAKTAN EĞİTİM PROJESİ&lt;br /&gt;Ekonomik sıkıntı ve ODTÜ'de eğitim verileceği için doktoraya başvuru sayısının artmış olabileceğine işaret eden Akbulut, önümüzdeki yıllarda kontenjanı artıracağız. Projede uzaktan eğitim sistemini de kullanacağız. Aralık ayında projeye başlamayı düşünüyoruz. diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİYOTEKNOLOJİ, MEKATRONİK, BİLGİ SİSTEMLERİ&lt;br /&gt;Doktora alanı olarak biyoteknoloji, bilgi ve iletişim teknolojisi, coğrafi bilgi sistemleri, afet çevre yönetimi, gıda teknolojileri, mekatronik, temiz enerji ve temel bilimleri belirlediklerini kaydeden Akbulut, doktora alanlarıyla ilgili üniversitelerin ihtiyaçlarının dikkate alındığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GAZİ'DEN DESTEK&lt;br /&gt;Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan da, önümüzdeki yıl projeyi kendi bünyelerinde de yapmak istediklerini, bu konudaki çalışmalarının ise sürdüğünü söyledi. ODTÜ'yle birlikte hareket ettiklerini belirten Ayhan, proje kapsamında Karaelmas, Gaziosmanpaşa, G.Antep ve Niğde gibi Orta Anadolu'daki üniversitelerle bir grup oluşturmayı düşündüklerini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Zaman)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-2410119382841775586?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/2410119382841775586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/2410119382841775586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2007/02/sosyal-yenilik-baar-rnekleri-2-bilim.html' title='Sosyal Yenilik Başarı Örnekleri 2:   Bilim Adamı Yetiştirme Projesi'/><author><name>Fahri Karakas</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14815703312065029635</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RcVRg2PTKbI/AAAAAAAAAAw/aCykm3QrE6w/s72-c/clip_image001.png' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-6628232154295447013</id><published>2007-01-31T03:31:00.000-05:00</published><updated>2007-03-05T13:47:48.019-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başarı Örnekleri'/><title type='text'>Sosyal yenilik başarı örnekleri 1: Huzur Timleri</title><content type='html'>Sosyal alanda yenilik nasıl üretilir?&lt;br /&gt;Sosyal problemlere çözüm modelleri neler olabilir?&lt;br /&gt;Sivil toplum kuruluşlarımız yeniliklere nasıl imza atabilirler?&lt;br /&gt;Kurumlarımız 21. yüzyılı yakalama adına nasıl atılım yapabilirler?&lt;br /&gt;Sosyal organizasyonlarımız nasıl çağa ve değişime ayak uydurabilirler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konularda iyi örnekleri ve etkin başarı modellerini masaya yatırmak amacıyla bu köşede yeni bir yazı dizisi başlıyor. Bu yazı dizisinde Türkiye'den ve dünyadan umut vadeden sosyal yenilik vakalarını okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RcBVaFIkXHI/AAAAAAAAAAk/e169h4i6Jxs/s1600-h/clip_image001.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5026111090688547954" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RcBVaFIkXHI/AAAAAAAAAAk/e169h4i6Jxs/s320/clip_image001.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İlk örnek vakamız İzmir'den.&lt;br /&gt;Sosyal Problem: Kapkaç terörü&lt;br /&gt;Sosyal yenilik: Huzur timleri&lt;br /&gt;Sosyal çözüm modeli: Emniyet-toplum işbirliğiyle huzur timleri projesinin başlatılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HUZUR TİMLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Emniyet Müdürü Çapkın, 'huzur timleri' projesiyle başarıya ulaştıklarını ifade etti.&lt;br /&gt;"Kapkaça karşı etkin çözüm 'huzur timleri İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün bu alanda yürüttüğü ve son derece başarılı olan 'huzur timleri' projesi şehirde kapkaç terörünü nerdeyse bitirme noktasına getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAPKAÇTA YÜZDE YETMİŞ DÜŞÜŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, huzur timlerinin kurulmasının ardından 4 ay gibi kısa bir sürede kapkaç olaylarında yüzde 70 oranında düşüş yaşandığını söyledi.&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan da İzmir'de uygulanan huzur timlerinin, diğer illere örnek olabileceğini belirtti.&lt;br /&gt;Kılıktan kılığa girerek şehrin suç oranının yüksek olduğu noktalarda görev yapan timler, simitçi, boyacı, seyyar satıcı, manav hatta sarhoş kılığında bile görev yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİĞER İLLERDE DE UYGULANABİLİR BİR BAŞARI MODELİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Timler bugüne kadar 514 olaya anında müdahale ederek 625 kişiyi gözaltına aldı.&lt;br /&gt;2006 yılının ilk 3 ayında İzmir'de 802 kapkaç olayı meydana gelirken, huzur timlerinin kurulmasının ardından temmuz-ağustos-eylül aylarında sadece 367 kapkaç olayı yaşandı.&lt;br /&gt;Kapkaç oranındaki bu düşüş huzur timlerinin bu alandaki başarısını gözler önüne serdi. Suç oranlarının yoğun olduğu bölgelerde görev yapan timler, 15 gasp olayında 15 kişiyi, 39 kapkaçta ise 33 kişiyi suçüstü yakaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİDDETİN EKONOMİK VE PSİKOLOJİ BOYUTU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Yrd. Doç. Dr. Ferudin Dorak, kapkaç olaylarının başlangıçta ekonomik nedenlerden kaynaklandığını ifade ederek, "Daha sonra bu suça verilen cezaların yetersiz olması işi yapan insanları cesaretlendirdi. Kapkaç yapanlar bu etkenlerden dolayı bu işi daha çok yapma eğilimi kazandı." dedi.&lt;br /&gt;İzmir Barosu Başkanı Nevzat Erdemir ise kapkaç olaylarının yalnız polisiye tedbirlerle çözülmesinin mümkün olmadığını dile getirdi. Kapkaç olaylarında, 'kişiye karşı şiddet' uygulanması halinde bu konunun gasp suçu kapsamına alınabileceğini anlatan Erdemir, "Bu noktada devreye hukukçularımız arasındaki yorum farkı giriyor." diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 BİN KAPKAÇÇI ADALETE TESLİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet'in verilerine göre 2002 yılı başından günümüze kadar 9 kişi kapkaç terörünün kurbanı oldu. Aynı dönemdeki kapkaç olaylarında 600 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı. 2002-2005 yılları arasındaki olaylarda 173'ü yabancı uyruklu toplam 12 bin 370 kapkaççı adalete teslim edildi. (Kaynak: Zaman Gazetesi)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-6628232154295447013?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/6628232154295447013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/6628232154295447013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2007/01/sosyal-yenilik-baar-rnekleri-1-huzur.html' title='Sosyal yenilik başarı örnekleri 1: Huzur Timleri'/><author><name>Fahri Karakas</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14815703312065029635</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RcBVaFIkXHI/AAAAAAAAAAk/e169h4i6Jxs/s72-c/clip_image001.png' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-2619351856235855138</id><published>2006-12-12T04:16:00.000-05:00</published><updated>2006-12-12T04:37:36.824-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akademik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeni Modeller'/><title type='text'>SPİRAL DİNAMİKLER</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu hafta Sivil toplum kuruluşları için önem taşıyan bir toplumsal değerler, dinamikler ve değişim modeli sunacağız: Spiral Dinamikler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RX52n-cUaPI/AAAAAAAAAAM/3XmbtMIlGYw/s1600-h/clip_image002.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5007570264831322354" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 182px; CURSOR: hand; HEIGHT: 302px" height="306" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RX52n-cUaPI/AAAAAAAAAAM/3XmbtMIlGYw/s320/clip_image002.gif" width="170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;Spiral Dinamikler; Psikoloji, Sosyoloji, Tarih, Antropoloji, Siyaset Bilimi, Felsefe, Biyoloji, Sistem Bilimleri, Komplekslik Bilimleri ve Kaos Teorisi gibi farklı disiplinler arasında köprü kuran bütüncül ve senteze dayalı bir model. Spiral Dinamikler Modeli; sistem bilimlerini kullanarak hayatımızdaki, toplumlardaki, kültürlerdeki ve insanlardaki değişim, gelişim ve kompleksliği açıklamaya çalışıyor. Bunu yaparken de insanlardaki ve toplumdaki değer sistemlerini, inançları, kimlikleri, kollektif bilinci esas alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Don Beck, son 30 yıldır Spiral Dinamikler modelini oluşturmak, geliştirmek ve uygulamakla uğraşan kişilerden biri. Spiral Dynamics adında bir küresel eğitim ve danışmanlık firmasının da kurucusu. Dr. Beck, Tony Blair’den Bill Clinton’a, Uzakdoğu’dan Chicago eyaletine, Dünya Bankası’ndan Afganistan’a pek çok alanda farklı kişi ve kurumlara danışmanlık yapmış. Enerji, bankacılık, havayolları sektörlerine ve hükümetlere yol göstericilik yapmış. Dr. Beck aynı zamanda Güney Afrika’nın barış ortamına ve demokrasiye geçiş sürecinde de merkezi bir rol üstlenmiş. Bu yazımızda Dr. Beck’in ve pek çok akademisyenin çalışmalarında temel olarak kullandığı “Spiral Dinamikler” modelini ele alacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modelin temelinde MEM kavramı yatıyor. İlk kez biyolog Richard Dawkins tarafından ortaya atılan mem (meme) kavramı, kültürel gelişim ve aktarımın temel birimini ifade ediyor. Genler nasıl insanda biyolojik devamlılığı sağlıyorsa, memler de toplumda kültürel devamlılığı sağlıyor. Memleri toplumların veya bireylerin hafızalarına ve kollektif şuurlarına kayıtlı olan kültürel DNA kodları olarak tanımlayabiliriz. İnsanların kollektif şuuru, yetenekleri, değerleri ve görüşlerinin bileşkesi olarak ifade edebileceğimiz bu DNA kodları kendi içerisinde çok önemli ve kritik şifreler barındırıyor. Toplumsal hafızanın sembolleri ve taşıyıcıları sayılan MEMler kah şarkılar, kah giysiler, kah moda, kah müzik, kah yemek aracılığıyla kodlanıyor, şifreleniyor ve içinde yaşanan ortamı ve çağı yansıtıyor. Memleri, toplumun temel değer sistemleri ve örgütleyici prensipleri olarak da düşünebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Memler, insanların ve toplumların problem çözme ve adaptasyon yetenekleri ile paralel olarak yaşanan belli bir devrin ve ortamın içerisinde gelişiyor ve değişiyor. Genler, virüsler, bakteriler, yazılımlar veya uçan kuş türleri gibi MEMler de evrendeki temel değişim ve gelişim ilkesine uygun olarak hareket ediyor, dinamik olarak yoğuruluyor ve evriliyorlar. Memler zamanla esnek, kompleks, dinamik, holistik, kaotik özellikler gösterebiliyor ve hızla değişebiliyorlar. Bu nonlineer dinamikler yüzünden memleri spiraller şeklinde ele alıyoruz. Her mem bir önceki memi de kendi içine alarak, daha da büyüyor ve büyüyerek sentez şeklinde ilerliyor. Böylece memler spiral büyüdükçe daha çok boyutlu, daha bütüncül ve daha kompleks hale geliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;BEJ MEM: İçgüdüsel, Doğal, Hayvani, Fiziksel, Hayatta Kalma Memi – 100 bin yıl &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünya: İnsanların hayatta kalmak için içgüdüleriyle hareket ettikleri doğal bir arena.&lt;br /&gt;Temel Görüş: Hayatta kalmak için gerekeni yap. Yeme, içme, güvenlik, ısınma ve üreme gibi fizyolojik ihtiyaçlar asıl öncelikler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yetkinlikler: Avcılık, toplayıcılık, duyusal yetenekler, doğal dürtüler, korku, sensör motor mekanizmalar, kaç veya savaş, yaşama ve hayatta kalma dürtüsü&lt;br /&gt;Değerler: Güçlü olma, dayanıklılık, fırsatçılık, rekabet&lt;br /&gt;Örnekler: İlk topluluklar, açlık sınırındaki toplumlar, evsizler, Afrika kabileleri, 11 Eylül psikolojisi, doğal afetler, kıtlık, savaş&lt;br /&gt;Toplumumuzda yansımaları: Geçim mücadelesi, varoşlar, gecekondu bölgeleri, Güneydoğu bölgemiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MOR MEM: Sihirli, Mistik, Kabileci, Toplulukçu, Töreci Mem – 50 bin yıl &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünya: Mistik ve gizemli işaretlerle ve doğa üstü güçlerle dolu sihirli bir yer&lt;br /&gt;Temel görüş: Kabileni ve köyünü koru, kabile geleneklerine uy, korunmak için bir ve beraber ol.&lt;br /&gt;Yetkinlikler: Klana uyum, kabile geleneklerine, ataya, büyüğe saygı, tarım, metafizik inanışlar, takım çalışması, sağ beyin yetkinlikleri, sezgi&lt;br /&gt;Değerler: Bağlılık, aidiyet, uyum, saygı, teslimiyet, gelenekçilik&lt;br /&gt;Örnekler: Aile törenleri, şamanlar, kan davaları ve yeminleri, New Age inanışları&lt;br /&gt;Toplumumuzdaki yansımalar: Nazar boncuğu, kahve falı, batıl inançlar, büyücü kadınlar, töre, toprak kavgaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KIRMIZI MEM: Egosentrik, Çıkarcı, Bireyci, Benmerkezci Mem – 10 bin yıl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya: En kuvvetli ve en akıllının ayakta kaldığı vahşi bir orman&lt;br /&gt;Temel görüş: İçinden geldiği gibi özgür davran, utanma, çekinme, istediğini elde et, saygı kazan. Yetkinlikler: Öfke yeteneği, geleneği sorgulama, bireyselliğini keşfetme, öne çıkma, kreatif cesaret, kendini gerçekleştirme, gücünü kabul ettirme, otorite kurma&lt;br /&gt;Değerler: Cesaret, özgürlük, bireysellik, maceracılık, atılım, risk, baskınlık&lt;br /&gt;Örnekler: Feodal düzen, derebeylik sistemi, asi gençlik, isyan kültürü, özgür kız, destanlar, kovboylar, efsanevi kahramanlar, savaşçı asker, fight club&lt;br /&gt;Toplumumuzdaki yansımaları: şehir magandaları, satanizm, serseri gençlik, mafya, çeteler, siyasi liderlik sultası &lt;a href="http://www.acclaimimages.com/_gallery/_pages/0037-0408-0218-0556.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAVİ MEM: Otoriter, Amaçlı, Düzenli, İnançlı, Muhafazakar, Hiyerarşik Mem – 5000 yıl&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya: Mutlak gerçekliğin/kudretin hükmünde ve kontrolündeki düzenli varlık ve evren sistemi&lt;br /&gt;Temel görüş: Bu hayatın, bu dünyanın ve bu kainatın bir anlamı, yönü, amacı var. Doğru ve ahlaklı yaşa, Yaratıcı’ya saygılı ol, evrenin düzenine uyumlu davran.&lt;br /&gt;Yetkinlikler: Kulluk, itaat, inanç, evrendeki düzeni keşfetme, kendi sınırlılıklarının farkında olma, kurumsallaşma, düzene uyum, soyut düşünce ve inanma, prensipli olma ve değer merkezli yaşama, mutlak amaca hizmet etme&lt;br /&gt;Değerler: Anlam ve düzen arayışı, idealistlik, inançlılık, iyi bir insan olma, iyi bir vatandaş olma, ahlaklılık, disiplin, düzen, doğruluk, sorumlululuk, kanaatkarlık&lt;br /&gt;Örnekler: Tek tanrılı dinlerin yeryüzünde yaygınlaşması, Hristiyanlığın ve İslamın yükselişi, kurumsal yapı ve otoritelerin gelişmesi, iyi komşuluk ve iyi kulluk prensipleri, cemaatleşme ve kurumsallaşma&lt;br /&gt;Toplumumuzdaki yansımaları: Sufizm, Osmanlı millet düşüncesi, Ahilik sistemi, cemaatler, kutsal devlet fikri, Cumhuriyet devri fikriyatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TURUNCU MEM: Stratejik, Kapitalist, Başarma ve İlerleme Odaklı Mem – 300 yıl&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya: Ekonomik ve teknolojik fırsatlarla, imkanlarla, kaynaklarla, ilerleme ile dolu serbest bir piyasa&lt;br /&gt;Temel görüş: Oyunu kazanmak için oyna, fırsatları yakala, çıkarlarını kolla, iyimser ol, risk al, kendine güven, hızla ilerle, engelleri aş, verimli ol, başarıyı yakala!&lt;br /&gt;Yetkinlikler: Bilimsel yetkinlikler, teknoloji, rekabet, hız, üretim, adaptasyon, verimlilik, girişimcilik, sayısal ölçümleme, mühendislik, iş yönetimi&lt;br /&gt;Değerler: Üretkenlik, rekabet, başarı, hırs, çalışma, ilerleme, değişim, hızlı yaşama, akıllı üretim, çılgın tüketim, serbest piyasa&lt;br /&gt;Örnekler: Fransız ihtilali, Aydınlanma ve Rönesans, Endüstri devrimi, Wall Street, Fortune, Ivy Ligi, Harvard, Silikon Vadisi, IMF, Dünya Bankası, çok uluslu şirketler&lt;br /&gt;Toplumumuzdaki yansımaları: Jön Türkler, Batılılaşma projeleri, Özal devri, Avrupa Birliği, Liberal görüş, Kariyerizm&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;YEŞİL MEM: Eşitlikçi, Toplumcu, Çevreci, Hümanist, Sosyal Mem – 150 yıl&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya: Yaşamın tecrübelerini beraber eşitlik ve kardeşlik ruhu içinde paylaşacağımız insan habitatı&lt;br /&gt;Temel görüş: Dogmalardan sıyrıl, hırstan ve çıkardan arın, insanı esas al, bölme bütünle, toplumun her kesimine ulaş, kaynakları eşitçe paylaş, insani ve sosyal gelişimi sağla, barış ve uyumu hedefle.&lt;br /&gt;Yetkinlikler: İç barış ve huzuru yakalama, toplumsal mutabakatı sağlama, iletişim yetkinlikleri, çok seslilik, eleştirel düşünme ve sistemi sorgulama, sosyal duyarlılık, etik, ekolojik duyarlılık, halktan ve halk içinde olma&lt;br /&gt;Değerler: İnsan odaklılık, demokrasi, halkçılık, aydınlanma, paylaşım, eşitlik, kardeşlik, hakkaniyet, sosyal devlet, humanist değerler, barış, insani gelişim, sağlık, eğitim, insan hakları, yeşil, doğa, sürdürülebilirlik&lt;br /&gt;Örnekler: İnsan hakları hareketleri, sivil toplumun gücü, sosyal demokrasi, Woodstock, Unicef, BM, Greenpeace, Live8 konseri&lt;br /&gt;Toplumumuzdaki yansımaları: Sosyal demokratlar, solcu ve hümanist söylemler, Alevi söylemler, halkçılık, insan hakları örgütleri, sivil toplum ruhu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SARI MEM: Sistemci, Kaotik, Kompleks, Dinamik Mem – 50 yıl&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya: Sürekli değişimin ve farklılıkların baskın olduğu kaotik, dinamik, kompleks, dev bir organizma/katmanlı sistem&lt;br /&gt;Temel görüş: Kalıplardan çık, esnek ol, değişime açık ol, farklılıkları fark et, kaos içinde yüzmeyi öğren, belirsizlikle baş et, farklılıkları hoş gör, sistemci düşün, değişimi yönet, akışa uyum sağla, üçüncü bir yol aç, anı yakala, boyutlar ve sistemler arası iletişim ve diyalog sağla.&lt;br /&gt;Yetkinlikler: Esneklik, sistemci düşünme, farklılıkları yönetme, göreceli düşünme, değişime adapte olma, kompleks düşünebilme, dinamik manevra kabiliyetleri, ekosistem düşüncesi, mikro ve makro sistemler arası bağlantılar kurma, disiplinler arası düşünme, yatay bağlantılar kurma&lt;br /&gt;Değerler: Esneklik, dinamiklik, farklılıklara saygı ve hoşgörü, kompleks düşünme, görecelilik, yeniliğe açıklık, değişim ve gelişim, ekolojik denge, sistem duyarlılığı, ikinci dereceden öğrenme&lt;br /&gt;Örnekler: Beşinci disiplin, komplekslik bilimleri, kelebek etkisi, kaos teorisi, quantum fiziği, internet ve e-dönüşüm, öğrenen organizasyon, constructivism, emergence, appreciative inquiry, sosyal yenilik&lt;br /&gt;Toplumumuzdaki yansımaları: (fazla olmamakla beraber) Alev Alatlı, eğitimde Quantum reformu, diyalog hareketleri, Beyaz Nokta vakfı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TURKUAZ MEM: Küresel, Bütüncül, Global, Entegre Mem – 30 yıl&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya: Kaos içinden düzen çıkarabilen karşılıklı bağımlı güçlerin dengelendiği ve sentezlendiği küresel bütüncül bir sistem&lt;br /&gt;Temel görüş: Bütünü hisset, büyük resmi gör, anlamlı diyalog ve üretim platformları oluştur, bütün insanlığı düşün, evrensel düşün, farklı görüşler arası sentezi ve dengeyi yakala, tüm paydaşların haklarını gözet ve dengele.&lt;br /&gt;Yetkinlikler: Kozmopolit esneklik, çok kültürlülük, yaratıcılık, küresel düşünme, global vizyon, kültürler arası iletişim, evrensel vatandaşlık, büyük resmi görme, müzakere ve diyalog becerileri, çok boyutlu düşünebilme, küresel ekosistem düşüncesi, sistemler, kültürler ve toplumlar arası bağlantı ve diyalog kurma, sentezci düşünme, dijital dünya yetkinlikleri&lt;br /&gt;Değerler: Küresel esneklik, küresel duyarlılık, karşılıklı bağımlılık, küresel bakış açısı, evrensel saygı ve hoşgörü, diyalog, empati, açıklık, değişim ve gelişime açıklık, çok kültürlülük, network&lt;br /&gt;Örnekler: Entegre yapılar, iletişim ağları, sanal ve yatay iletişim ve etkileşim platformları, küresel networkler, küresel sivil toplum oluşumları, kollektif şuur ve öğrenme ortamları, kuantum takımlar&lt;br /&gt;Toplumumuzdaki yansımaları: (Çok az sayıdaki) Küresel vizyona ve yurtdışı tecrübesine sahip kozmopolit aydınlar, akademisyenler, diyalog ve kültür elçileri &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;BEYAZ MEM: Ruhsal, Derin, Anlamlı, Vicdan ve Kalp Odaklı Mem – 10 yıl&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünya: Kafa, kalp, vicdan ve hissini ideal şekilde buluşturan insanlardan örülü bir ruhsal sevgi ve demokrasi platformu. Gönüller, milletler, toplumlar, medeniyetler ve dinler arasında zaman ötesi kardeşlik, sevgi ve diyalog bağlarının kurulduğu ideal ütopya&lt;br /&gt;Temel görüş: İçini ve derinliklerini keşfet, evreni ve kendini oku, zaman, mekan ve boyutlar ötesine ulaşmaya çalış, sıfırda sonsuzluğu keşfet, bütün insanlığı yürekten sev ve kucakla, anlam ara, mikrokozmos olarak kendini oku, makro ve mikro kozmosları araştır, evrendeki amacını bul, derinlik ve anlam ara, kendini aş, benliğinin kalıplarını kır, senden öte seni ara, gerçek aşkı keşfet ve yaşa, kendini unut.&lt;br /&gt;Yetkinlikler: Ruhsal derinlik, Yaradana duyulan aşk, kuantum hissediş, tasavvufun ve yaradılışın derununa vakıf olma, anlam arayışı, yakıcı aşk, varoluş ızdırabı, fedakarlık, kendini arama, kendini aşma, benliğini eritme, mutlak teslimiyet, boyutlar ötesi hissediş, aşkınlık, mutlak sevgi ve hoşgörü, evrensel erdemleri yaşama ve temsil etme&lt;br /&gt;Değerler: Kendini sürekli sorgulama, Yaratıcıya duyulan derin bağlılık, sevgi ve saygı, kendini aşma, tevazu, sevgi, duruluk, içtenlik, aşkınlık, sıfır olma, varlıkla uyum, herkesle diyalog, ruhsal duyarlılık, derinlik, içtenlik, hoşgörü, kalple iletişim&lt;br /&gt;Örnekler: Ruhsal demokrasi, küresel kardeşlik, tasavvuf, koşulsuz tevazu, diyalog ve açıklık, peygamberler (Hz. Muhammed, Hz. İsa..), ruhsal liderler, örnek insanlar, ruhsal barış öncüleri&lt;br /&gt;Toplumumuzdaki yansımaları: Mevlana anlayışı, Yunus duruluğu, Hacı Bektaş hoşgörüsü, Anadolu tasavvuf anlayışı, erenler, 21. yüzyıl delileri ve velileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her meme sahip olduğumuz zaman spiral giderek genişliyor. Her mem düşünme ve algı kalıplarımıza yeni paradigmalar ve bakış açıları ekliyor. Ancak eski memleri de kaybetmiyoruz, onlar da çok boyutlu mem sisteminin içinde yoğrulmaya ve kullanılmaya devam ediyorlar. Her mem size farklı bir perspektif sunuyor. Spiral büyüdükçe daha kompleks ve çok boyutlu hale geliyor. Spiralin o ana kadar ulaştığı memlerin hepsini bir arada kullanabiliyorsunuz. Ne kadar çok mem kullanırsanız hadiselere o kadar geniş ve farklı açılardan bakabiliyorsunuz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu noktada sizleri memler üzerine daha derinden düşünmeye davet ediyoruz. İçinde yaşadığımız çağı yorumlamak için memler bize oldukça zengin hazineler ve düşünme araçları sunuyor. Memleri bilen ve farkında olan bir sivil toplum profesyoneli, 21. yüzyılı şekillendiren toplumsal trendleri ve sosyal değişimi daha iyi tahmin edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu modeli kullanarak dünyadaki sosyal ve toplumsal değerlerin gelişimini ve değişimini, dolayısıyla dünya toplumlarının geleceğini okuyabilirsiniz. Bu modeli kullanarak toplumu tanıyabilir ve toplumsal değişimin haritasını çıkarabilirsiniz. Bu modeli kullanarak değişimi ve algıları yönetebilirsiniz. Bu modeli kullanarak organizasyonların değer sistemlerini ve kurum kültürlerini analiz edebilir ve bu analizlere dayalı stratejiler geliştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce toplum olarak bizde Türkiye’de hangi memler daha baskın? Spiral Dinamikler modeline göre sizce 2007 Türkiyesi olarak bizler neredeyiz? Biraz turuncu? Biraz yeşil? Peki dünya nerede sizce? Sizce ufukta radikal değişim emareleri var mı? Önümüzdeki yüz yıl içerisinde sizce yeryüzünde hangi memler nasıl baskın hale gelecek? Sarı ve Turkuaz memlerin ayak seslerini duyuyor musunuz? Ya Beyaz mem? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RX53TecUaQI/AAAAAAAAAAU/j0QhAKaoMmk/s1600-h/clip_image001.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5007571012155631874" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RX53TecUaQI/AAAAAAAAAAU/j0QhAKaoMmk/s320/clip_image001.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Son olarak Spiral Dinamikler modelini içinde bulunduğunuz veya faaliyet gösterdiğiniz sivil toplum kuruluşuna uygulamanızı istiyoruz sizlerden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;STK'nızın kuruluş öyküsünü, felsefesini, kurum kültürünü, değerlerini, vizyonunu, misyonunu, stratejilerini düşünmenizi istiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sizce sizin sivil toplum kuruluşunuzda hangi memler daha baskın ve merkezi yer tutuyor? Hangi memler daha çekinik kalmış? Sizce STK'nızın geleceğinde hangi memler daha fazla ön plana çıkacak ve önem kazanacak? Değişim nereye? Peki siz bu değişimin neresinde yer alacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007'ye ramak kala üçüncü sektörde faaliyet gösteren tüm sivil toplum emekçilerine ve gönüllülerimize sağlık, umut, vizyon, öğrenme, gelişim, paylaşım, başarı, emek, mutluluk, sevgi dolu bir 2007 diliyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saygılarımızla,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sertaç &amp;amp; Fahri Karakaş &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-2619351856235855138?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/2619351856235855138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/2619351856235855138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2006/12/spiral-dinamikler.html' title='SPİRAL DİNAMİKLER'/><author><name>Fahri Karakas</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14815703312065029635</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_g22u2ygejx8/RX52n-cUaPI/AAAAAAAAAAM/3XmbtMIlGYw/s72-c/clip_image002.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-7458912714647872102</id><published>2006-11-29T14:30:00.000-05:00</published><updated>2006-12-01T03:37:44.213-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyadan Haberler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akademik'/><title type='text'>YENİ YÜZYILDA YENİLİK ÜRETEN ŞEHİRLER</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/1068/799173127583584/1600/588630/clip_image001.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/1068/799173127583584/320/413791/clip_image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Yeni ve yaratıcı projeleri ben birer ağaç gibi görüyorum: Onlar kreatif fikir tohumlarının esnek ve özgür topraklarda ekilmesi, yeşermesi, teşvik edilmesi, paylaşılması ile büyürler. Bu süreç sabır, esneklik, disiplin, kaynak, liderlik, vizyon, emek gerektirir. Ilık hoşgörü rüzgarları esmeli, havada sevgi olmalı illa. Toprak, sanat ve kültürle yoğrulmalı. Özgürlük suyu damla damla akmalı, gökyüzünden hüzün yağmurları yağmalı. Güneş umut gibi parıl parıl parlamalı. Gökkuşağının tüm renklerine yer verilmeli, farklılıklar zenginlik kaynağı olarak görülmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilikçi şehir kavramı Kanada’da ve Amerika’da 1960’lardan beri sistematik ve bilimsel olarak ele alınıyor. Devlet ve belediye kurumları üniversitelerle işbirliği içinde 40 yıldır şehirleri daha yenilikçi hale getirmek için projeler geliştiriyor. Ben size bu yazımda 21. yüzyılda kreatif şehirler oluşturma modellerinden bahsedeceğim. Bu modeller üzerinde düşünmek ve İstanbul’a uyarlamak da sizin göreviniz olsun, olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şehri daha yenilikçi, atılımcı, dinamik, sanat sever, kültürel, yaratıcı, özgün hale getirmek kompleks bir faktörler sistemine bağlı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik gelişim ve büyüme&lt;br /&gt;Küresel ekonomide niş yakalama&lt;br /&gt;Yerel zenginlikleri keşfetme&lt;br /&gt;Şehrin özgün kimliğine yatırım&lt;br /&gt;Tarihi ve kültürel öğeleri keşfetme ve tanıtma&lt;br /&gt;Yerel kent bilincini ve aidiyetini geliştirme&lt;br /&gt;Kent markaları oluşturma&lt;br /&gt;Kentin kültürel ekosistemine duyarlılık geliştirme&lt;br /&gt;Şehrin içinde bulunduğu bölge ve ortamı hesaba katma&lt;br /&gt;Otantik kent öğelerini koruma ve geliştirme&lt;br /&gt;Yerel ve yatay iletişim ağları&lt;br /&gt;Sürekli iyileştirme ve gelişim kültürü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehrin sanat ve kültür alanında kendi markasını oluşturabilmesi ve niş hale gelebilmesi için aşağıdaki elementleri çekmesi ve bünyesine toplaması gerekiyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/1068/799173127583584/1600/425432/clip_image001.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/1068/799173127583584/320/828177/clip_image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Mobil kentliler&lt;br /&gt;Kozmopolit kesimler&lt;br /&gt;Yenilikçi yatırımlar&lt;br /&gt;Geleceğin meslekleri&lt;br /&gt;Entellektüel sermaye&lt;br /&gt;Özgün sanatçılar&lt;br /&gt;Kaliteli kültürel kurumlar&lt;br /&gt;Sanat platformları&lt;br /&gt;Sivil toplum kuruluşları&lt;br /&gt;Sosyal sorumluluğa ve sanata önem veren şirketler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;21. yüzyılın kreatif şehirlerini oluşturmada gerekli şartlar ve kritik başarı faktörleri şöyle sıralanabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kollektif bilinç&lt;br /&gt;Kent dinamizmi&lt;br /&gt;Toplumsal vizyon&lt;br /&gt;Özgünlüğü koruma&lt;br /&gt;Tarihi köklere bağlılık&lt;br /&gt;Güçlü toplumsal networkler&lt;br /&gt;STK, iş dünyası ve belediye işbirliği&lt;br /&gt;Stratejik kurumsal işbirlikleri&lt;br /&gt;Süreklilik ve uzun vadeli düşünme&lt;br /&gt;Yenilik kapasitesi&lt;br /&gt;Esnek ve özgür kent kültürü&lt;br /&gt;Yenilikçilik alanlarına yatırım&lt;br /&gt;Dinamik ve esnek politikalar&lt;br /&gt;Yenilikçilik projeleri geliştirme ve ödüllendirme&lt;br /&gt;Kent performans ve liyakat sistemleri&lt;br /&gt;Çok boyutlu ARGE&lt;br /&gt;Çok boyutlu sermaye ve kaynak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu şartlar ve faktörler arasında en stratejik olanı hiç şüphesiz “çok boyutlu sermaye ve zenginlik” oluşturarak harekete geçebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finansal sermaye mobilizasyonu&lt;br /&gt;Şirket destekleri, sponsorluklar, yatırımlar&lt;br /&gt;Devlet desteği&lt;br /&gt;Entellektüel sermaye mobilizasyonu&lt;br /&gt;Vizyon, tecrübe&lt;br /&gt;Uzmanlık ve knowhow&lt;br /&gt;Kreatif kapasite&lt;br /&gt;Zaman sermayesi&lt;br /&gt;Sosyal sermaye mobilizasyonu&lt;br /&gt;İlişki ağları&lt;br /&gt;Güven ve iletişim&lt;br /&gt;İnsan kaynakları mobilizasyonu&lt;br /&gt;Yetenek havuzları&lt;br /&gt;Keşif ve hayal gücü&lt;br /&gt;Duygusal zenginlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, küresel dünya kreatif şehirlerden, yenilikçi kentlerden, 21. yüzyıl megakentlerinden, kozmopolit esneklikten, sanat ve kültür platformlarından, teknoparklardan, teknoşehirlerden bahsediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim milyon dolarlık soruya:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürede bu konulardan bahsedilirken, çok boyutlu dev projeler üretilirken, 50 yıllık projeksiyonlar ve stratejik atılım hamleleri yapılırken, biz neredeyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim gündemimizde neler var?&lt;br /&gt;Bizim İstanbul için benzer bir vizyonumuz, projelerimiz var mı?&lt;br /&gt;Pozitif değişim için umudumuz, cesaretimiz, inancımız var mı?&lt;br /&gt;21. yüzyılda yeni bir kent vizyonuna hazır mıyız?&lt;br /&gt;Bunun için neler yapıyoruz?&lt;br /&gt;Saygılarımla,&lt;br /&gt;Fahri Karakaş &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-7458912714647872102?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/7458912714647872102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/7458912714647872102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2006/11/yeni-yzyilda-yenilik-reten-ehirler.html' title='YENİ YÜZYILDA YENİLİK ÜRETEN ŞEHİRLER'/><author><name>Fahri Karakas</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14815703312065029635</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-9221452840924841289</id><published>2006-11-18T04:31:00.000-05:00</published><updated>2006-11-18T14:04:14.317-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akademik'/><title type='text'>SOSYAL YENİLİK VE HİZMET İÇİ GİRİŞİMCİLİK</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;SOSYAL YENİLİK VE HİZMET İÇİ GİRİŞİMCİLİK&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Örnek Vaka: “Hizmet veremeyen hastaneyi dünya dördüncüsü yaptılar” &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/1068/799173127583584/1600/139094/clip_image001.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/1068/799173127583584/320/350800/clip_image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="left"&gt;Bir yıl önceye kadar hizmet veremeyen Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Hastanesi dünya- nın 4.büyük kalp merkezi oldu. Göreve 8 ay önce başlayan yeni yönetimin çalışmaları sonucu hastaneye, Avrupa'dan çok sayıda hasta geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;İki yıl önce açılan Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi, hasta ayrımı yapılan, eski ve yeni binasında farklı hizmet sunan, hasta şikayetleri ve yolsuzluk iddialarıyla işlemeyen bir kurum haline gelmişti. 8 ay önce göreve gelen genç ekip ise devlet hastanesini dünyanın dördüncü büyük kalp merkezi haline getirdi. Baştan aşağı yenilenen hizmet birimleriyle Siyami Ersek, hasta yakınlarının ayağına taktığı galoşundan içtiği suya ve check-up’a kadar halka birçok konuda ücretsiz hizmet veren bir hastaneye döndü. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;On binlerce kalp hastasının akın ettiği hastane, verilen üst düzey sağlık hizmeti sayesinde Avrupa'dan da hasta ithal ediyor. Kosova ile Türkiye arasında imzalanan protokolle bin 200 kalp hastası 2 milyon Euro'luk anlaşma kapsamında hastanede tedavi ediliyor. Kosova'dan gelen 67 kalp hastasının tedavisi tamamlandı. Geçen sene aralarında Azerbaycan, Kıbrıs, Makedonya ve Arnavutluk vatandaşlarının yer aldığı 400 yabancı hasta da Siyami Ersek'te sağlığına kavuştu. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hastanede 2003 yılında 150 bin hasta muayene oldu. Yıl boyunca 10 bin 52 anjiyo, 3 bin 500 açık kalp ameliyatı yapılan hastanede, dünyanın en hızlı kalp krizi ilk müdahale ekibi var. Kalp krizi geçiren bir hastaya hastaneye girişinden itibaren 15 dakikada anjiyo plasti (kalp damarlarını ameliyatsız açma operasyonu) yapılıyor. “Tek hedefimiz hasta memnuniyeti.” diyen Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Yekeler, üçüncü anjiyo laboratuvarı yeni kurulan hastanede; 2004 sonu itibarıyla 20 bine yakın anjiyo işlemi gerçekleştirmeyi hedeflediklerini açıkladı. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Siyami Ersek, 22 katlı kule bina ve 3 katlı eski hastane binasının yüzde 100 kullanılır hale getirilmesiyle kalp ve damar hastaneleri arasında 562 yatak kapasitesiyle dördüncü sıraya yükseldi. Emekli Sandığı’ndan Bağ–Kur’a, yeşil kart sahibinden Sosyal Sigortalar Kurumu üyelerine kadar her hastanın kabul edildiği hastanede en büyük devrim; kalp krizlerine ilk müdahale biriminde yapıldı. Kalp krizi geçiren bir hastanın ameliyatsız kurtarılması için gerçekleştirilen Primer Balonla Anjiyo Plasti (PTCA) işlemi dünyada 30 dakika ortalamayla yapılırken, Siyami Ersek’te bu süre 15 dakikaya düşürüldü. Üç kardiyoloji uzmanı ve 8 asistanın gece gündüz nöbet tuttuğu PTCA Servisi’nde kalp krizi geçiren hastalar acilden girişten itibaren maksimum 15 dakikada anjiyo yapılarak sağlığına kavuşturuluyor. Dünya ortalamasından 2 kat hızlı gerçekleştirilen anjiyo operasyonları sayesinde bugüne kadar 100 hasta kalbi zarar görmeden ve ameliyata ihtiyaç kalmadan sağlığına kavuştu. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Yönetimi devralmasından sonra ilk iş olarak galoşların (hijyen amacıyla ayağa takılan naylon) paralı satışını yasaklayan Yekeler, hastanenin her yerine hasta şikayet kutuları koydurttu. Hastaların su ihtiyacı için her köşeye sebil su konuldu. Açılan Check-up Polikliniği ile devlet hastaneleri arasında ilk kez ücretsiz check-up yapılıyor. Her hasta tepeden tırnağa ücretsiz muayene ediliyor. Yapılan iyileştirmelerden sonra poliklinik hasta sayısı 500’den 800’e yükseldi. Tam kapasite çalışan hastanede buna rağmen yer bulunamıyor. Hastaların şikayetleri günlük olarak alınıyor. Hasta şikayet kutularındaki şikayetleri bizzat Profesör Yekeler cevaplıyor. Telefonla randevu sistemini kullanan hastaneye bankalardaki elektronik sıra kayıt sistemi (sıramatik) kondu. Açıldığından beri sadece 5 katı kullanılan hastanenin kule binasının tamamı hastalara açıldı. Daha önce ikinci sınıf muamele yapıldığı şikayetleriyle gündeme gelen 3 katlı eski bina baştan sona revize edilerek yeni binayla aynı standartlara getirildi. Hemşire ve personel eksikliği nedeniyle sadece bir katı çalışmıyor. Üç katlı eski hastane binasındaki iki cerrahi servisi, 500 milyar liralık ihaleyle ameliyat masasından cerrahi malzemesine kadar baştan aşağı yenilendi. Yekeler, “Bütün hastalarımızı birinci sınıf olarak görüyoruz. Hasta memnuniyeti tek amacımız. Personelimiz bunun için çalışıyor.” diyor. Kalp damarına stent takılması için bekleyen 74 yaşındaki SSK emeklisi Sadrettin Öziş, üç gün önce geldiği hastanede kalp rahatsızlığını öğrenmiş. “Temizliğinden yemeğine ve ilgi alakaya kadar özel hastaneyi aratmayacak bir hastane burası. İki kardeşim bu hastanede ameliyat olmuştu. Ben de kalp rahatsızlığım yeni öğrendim. SSK emekli karnemle burada beş kuruş ödemeden kalp damarlarıma anjiyo yapılacak. Daha önce söyleseler buna inanmazdım.” diye konuşuyor. “Burası sayesinde SSK kapılarında sürünmekten kurtulduk.” diyen Asiye Öziş ise banyosundan yatağına kadar birçok insanın evinde bulamayacağı hizmeti burada gördüğünü anlatıyor. Başhekim Yardımcısı Dr. Sezai Özçelik ise daha önce 6 cihazla 45 ekografi çekilen hastanede, 5 cihazla 125 kişinin aynı hizmeti alır hale geldiğini, personel ve iş verimliliğinin en üst düzeye çıktığını kaydetti.&lt;br /&gt;Yukarıda umut vadeden bir sosyal yenilik ve hizmet içi girişimcilik vakası okudunuz. Ülkemizde bu türden başarı öykülerinin ve kurumsal atılımların yaygınlaştığını düşünelim. Her alanda. Her sektörde. Devlette ve özel sektörde. Üniversitelerimizde ve endüstride. Sivil toplum kuruluşlarında. Eğitim kurumlarında. Ülkemizin küresel platformda hak edeceği konumun parlaklığını ve muhteşemliğini düşünebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;Önümüzdeki kritik soru şu: Kurumlarımız 21. yüzyılı yakalama adına nasıl atılım yapabilirler? Organizasyonlarımız nasıl çağa ve değişime ayak uydurabilirler?&lt;br /&gt;Bu sorunun cevabı hiç şüphesiz basit değil. Bu sorunun cevabını bulabilmek için Sosyal Yenilik, Sosyal Liderlik ve Hizmet İçi Girişimcilik kavramlarını Masaya yatırmalıyız. Sosyal Yenilik kurumlarda nasıl ortaya çıkar? Bir grup insan nasıl sosyal bir alanda yenilik başlatırlar? Yenilik organizasyonda nasıl yeşerir? Sosyal yenilik sistemler arasında nasıl yayılır ve yaygın hale gelir? Sosyal yenilik toplumda nasıl eşik noktasını aşarak istisnadan norm haline gelir? Siyami Ersek gibi kurumsal başarı öykülerimiz ne zaman ve nasıl standart ve yaygın hale gelir?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bütün bu soruların cevabını bulabilmek için altın bir üçgen kuralım: &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;1) SOSYAL YENİLİK &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;SOCIAL INNOVATION &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;YENİLİK ÜRETİMİ&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;SOSYAL DEĞİŞİM&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;2) SİSTEM BİLİMLERİ&lt;br /&gt;KUANTUM FİZİĞİ&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;KOMPLEKS BİLİMLER&lt;br /&gt;KAOS TEORİSİ&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;YENİ BİLİMLER&lt;br /&gt;3) SOSYAL LİDERLİK&lt;br /&gt;İŞLETME&lt;br /&gt;FİNANS&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;STRATEJİ&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;ORGANİZASYON BİLİMLERİ&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;PAZARLAMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk köşede Sosyal Yenilik Bilimi var. Bilim adamları teknoloji/yenilik üretimi ve inovasyon konusundaki bütün birikimi aldılar ve bu bilgiyi sosyal/insani/toplumsal alanlara taşıdılar. Bunun sonucunda yeni bir disiplin ortaya çıktı: Sosyal Yenilik. Sosyal Yenilik kavramı sivil toplumdan devlete, özel sektörden medyaya kadar her alanda önem kazanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci köşede Sistem Bilimleri var. Kuantum, kaos ve karmaşıklık kavramları ve modellerine dayalı yeni bilimler, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Matematikten sonra beşinci disipin haline geldi. Sistem Bilimleri sadece pozitif bilimleri ve doğal bilimleri etkilemekle kalmadı. Sistem Bilimleri sosyal bilimlerde de vazgeçilmez hale gelmeye başlıyor. Hele büyük çapta değişimi ve gelişimi uygulamak için organizasyonu dinamik, açık ve esnek bir sistem olarak ele almak artık şart. Sistem Bilimleri, parçacı bakış yerine bizlere holistik bir perspektif sağlıyor. Sistem Bilimleri, İnsani ve doğal sistemlerin akışkan, dinamik ve kaotik yapıya sahip olduklarını bize hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü köşede Liderlik ve Yönetim Bilimleri var. Sosyal yeniliğin ortaya çıkması ve yaygınlaşması için gerekli olan sistemler, yapılar, takımlar, ortamlar, stratejiler bu bilimler sayesinde pratik olarak ortaya konabiliyor. Özel sektörün yenilik, teknoloji üretme konusunda hızlı ve lider olduğunu biliyoruz. Ortaya konan İşletme modelleri, yenilik üretme stratejileri incelenirse pratik olarak bize sosyal ve toplumsal sahalarda da yeni perspektifler ve açılımlar sunuyor. Değişimin sosyal, insani, teknik, örgütsel, finansal, psikolojik boyutları ortaya konuyor. Pratik deneyimler ve başarı modelleri sosyal alanda çığır açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üç sacayağını beraberce kullandığımızda Sosyal Yenilik üretmek için bütüncül ve güçlü perspektiflere sahip oluyoruz. İsterseniz bir sosyal yenilik sürecini bu perspektifle ele alalım ve biraz fikir üretelim. Hakikaten neler yaşanıyor bu süreçte? Bu karmaşık ve dinamik süreci modelleyebilir miyiz? Değişimi modelleyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda yüzlerce kitap, kavram, teori, model, yaklaşım havada uçuşuyor. Okuduklarımdan beni etkileyen ve işe yarayabilecek kavramları şimdi ortaya koymaya çalışacağım. Kafamın içi şu an kaosun kenarında. Kırk tilki, birbirinin kuyruğuna basıyor. Binbir fikir kaynıyor ve çarpışıyor. Kaosun içinden bir düzen çıkar mı merak ediyorum. Deneyelim bakalım; Mevlam neyler neylerse güzel eyler.&lt;br /&gt;Ortada bir veya birden çok Sosyal Lider var. Değişim ajanı veya vizyoner deliler onlar. Deli adamlar onlar. Rahatsız tipler. İçlerinde ideal taşıyor ve rahatsızlık duyuyorlar. Risk alabilen ve gözü kara tipler bunlar. İdealerinden taviz vermiyorlar. Hacca giden topal karınca temsilinde olduğu gibi vazgeçmiyorlar ve kararlılar. Çevrelerine uyum sağlamak yerine çevrelerini değiştirmek isteyenler onlar. Kafalarında bir ütopya var ve o ütopyayı gerçekleştirmek istiyorlar. Değişim ajanı tek bir kişi de olabilir. Hayalleri olan ve etki oluşturmak isteyen bir kişi. Kelebek etkisine göre küçük görünen faktörlerin büyük ve umulmadık etkileri olabilir. Tek bir kişi dahi büyük sistemlere etki edebilir, anlamlı değişikliklere yol açabilir. Bazen değişim ajanları kuruma dışarıdan geliyorlar. Bazen danışman rolünde sisteme giriyorlar. Taze kan fonksiyonu üstlenerek sisteme enerji ve oksijen pompalıyorlar. Rahatı bozuyorlar. Statükoya meydan okuyorlar (challenge). Reform hareketlerinin tetikleyicisi oluyorlar. Belirsizlik içerisinde strateji üretiyorlar ve ilerliyorlar.&lt;br /&gt;Liderlerin içsel bilgi ve tecrübeleri var (tacit knowledge). Liderlerin Kuantum yetenekleri ve sezgileri çok güçlü. Vizyonlarını her zaman çevrelerindeki insanlarla paylaşıyorlar. Onları ikna ediyorlar. Liderler bunun için güçlü hikayeler, metaforlar, temsiller, kreatif analojiler, görsel semboller kullanıyorlar. Muhataplarının algı kaplarını yönetiyorlar. Böylece anlam üretimi ve anlam yönetimi fonksiyonunu yerine getiriyorlar. Çevrelerinden seçtikleri insanların desteğini ve güvenini kazanıyorlar. Böylece ortaya bir ekip çıkıyor.&lt;br /&gt;Kreatif grup oluşuyor. Ortak idealleri ve hedefleri olan bir insanlar topluluğu meydana geliyor. Pozitif takım dinamikleri yaşanıyor. Etkileşimler oluyor. Akış deneyimi (flow experience) yaşanıyor. Motivasyon ve umut gibi pozitif duygular takım üyeleri arasında bulaşıcı olarak yayılıyor (emotional contagion). İşbirliği yapıyorlar ve değişim fikrini yaymaya başlıyorlar. Onlar artık “birkaç deli adam”. Herkes gider Mersin’e onlar gider tersine. Suyun akışını değiştirmek amaçları da. Süte çalınan maya gibi onlar; hedefleri bütün sistemi “yoğurda” çevirmek. Küçük kazanımlarla (small wins) hedefe doğru yılmadan ilerliyorlar.&lt;br /&gt;Değişim gönüllüleri bir süre organizasyonun içerisinde misyonerlik yapmaya devam ediyorlar. Özellikle fikri ve hatırı sayılan, networkte merkezi ve stratejik konumda olan bireylerle (kanaat önderleri, opinion leaders) özel olarak ilgileniyor ve onlarla iletişime geçiyorlar.&lt;br /&gt;İlk hamleler başarısızlıkla sonuçlanabiliyor. Ümitsizlikler, kayıplar ve çatışmalar oluşabliyor. Ders alınıyor ve yeni stratejiler belirleniyor. Bir noktada paradigma değişimi yaşanıyor. Yeni pencere açılıyor. Korkunun yerini umut alıyor.&lt;br /&gt;Organizasyonda önceleri küçük bir fısıltı olarak yayılan değişim fikirleri belli bir eşik noktasını (tipping point) bulduktan sonra sisteme birdenbire virüs gibi hızla ve etkili şekilde yayılmaya başlıyor. Yeni medya ve iletişim kanalları devreye giriyor.&lt;br /&gt;Değişim hareketi böylece momentum kazanmış oluyor. Değişim mikro sistemlerden (birey, takım) makro sistemlere (organizasyon) yayılıyor. Düzeyler arası sıçramalar (trophic cascades) meydana geliyor. Değişen makro sistemler de ortam (context) aracılığıyla mikro sistemlere etki ediyorlar.&lt;br /&gt;Sistemde mekik gibi gel-gitler ve esnek salınımlar yaşanıyor. Yer yer sistemde yapılan aşırılıklar ve yanlışlar geribesleme döngüleriyle (feedback loops) düzeltiliyor. Birey, takım ve organizasyon düzeyinde ikinci dereceden öğrenme (second order learning) gerçekleşiyor.&lt;br /&gt;Değişimin yayılması süreci nonlineer, kaotik ve dinamik şekilde işliyor. Süreçte önceki denge ve statüko bozulduğunda sistem kaosun kenarına yaklaşıyor (on the edge of chaos).&lt;br /&gt;Tabii ki bu süreçte değişime direnç gösterenler, ayak direyenler oluyor. Mevcut güç merkezleri ve hakim odaklar karşı mücadeleye girişiyor. Sistemde yenilikçi ve gelenekçi kanatlar amansız bir mücadeleye giriyor. Güç odakları çatışıyor. Oyun teorisi (game theory) dinamikleri işliyor. Strateji satrancı oynanıyor.&lt;br /&gt;Statüko kibirli ve kendine fazla güveniyor. Altın ilke: Durma düşersin. Statüko başarı tuzağına düşüyor (success trap). Kurumsal ego ve gurur tahrip edici oluyor. Baskı ve otorite ile farklılıklar ve özgürlükler susturulmak isteniyor. Sistem yanmaya ve çökmeye hazır homojen bir ekosisteme dönüşüyor. Statüko çatırdamaya başlıyor. Önce küçük ve önemsiz görünen çatlaklar ve fay hatları derinleşiyor. İrili ufaklı krizler, kavgalar (yangınlar) çıkıyor. İnovasyon dalga dalga yayılıyor ve sisteme nüfuz ediyor. Eski düzende entropi başlıyor ve eski sistemde yangın yayılıyor. Köhnemiş, hantallaşmış yapılar çöküyor. Bürokrasi çökünce geçici bir anarşi yaşanıyor. Ortamda enerji, sermaye ve bilgi açığa çıkıyor ve yeni sahiplerini bekliyor.&lt;br /&gt;Satranç devam ediyor. Yeni bir düzene doğru gidiliyor. Sistem yenileniyor.&lt;br /&gt;Kopanlar, küsenler olabiliyor. Sistem dışına itilenler olabiliyor. Kimvurduya gidenler yenen taşlar olabiliyor. Yeni ceza ve yaptırım mekanizmaları işliyor. İkna ve politika yöntemleri kullanılıyor. Fikir değiştirenler, gerçekten ikna edilenler, iç değişim yaşayanlar olabiliyor. Pazarlıkla ve çıkarla razı edilenler ve satın alınanlar olabiliyor. Sürekli adaptasyon sağlanıyor.&lt;br /&gt;Değerler ve normlar çatışıyor, değişiyor ve evrilerek bir senteze ulaşıyor. Garip çekiciler (strange attractors) genel rotayı ve yörüngeyi belli ediyor. Bunun sonucunda belirli paternler oluşuyor (emerging patterns). Kaderi plan atadan kazaya gerçekleşmiş oluyor. Böylece kaosun içerisinden düzen çıkıyor. Buna oluşum (emergence) deniyor.&lt;br /&gt;Ortada kalanlar mevcut konjonktüre göre konum belirliyor ve adapte oluyorlar. Sessiz çoğunluk olan biteni dikkatle izliyor. İlgisizler sadece seyrediyorlar ve farketmez diyorlar. Ve sonuç olarak önceleri aykırı gelen uygulamalar giderek norma ve standarda dönüşüyor. Finansal teşvik mekanizmaları, yeni yapılar, yeni sistemler kuruluyor. Yeni kurallar ortaya konuyor ve ilan ediliyor. İnşa ve yapılanma süreci başlıyor. Yeni düzenin oluşmasıyla entellektüel sermaye, sosyal sermaye ve fiziksel sermaye yeni kaplarda ve yeni mecralarda birikmeye başlıyor. Yenilik kurumsallaşıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Biraz sancılı ve karmaşık oldu biliyorum. Umarım biraz olsun kafamdakileri ifade edebilmişimdir. Bu konuyla ilgili yüzlerce kitap yazılmış ve yazılıyor. Bu dinamikleri bilirsek değişimi çok daha iyi yönetebiliriz. Organizasyonlarımız ve sivil toplum kuruşuşlarımız yenilik dinamiklerini kullanırlarsa kurumsal atılımlar yapabilirler. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Değişim dinamiklerini ve sosyal yenilik sürecini iyi bilen ve iyi yöneten STK'lar 21. yüzyılda hiç şüphesiz kalıcı fark oluşturacak ve toplumda liderlik rolünü üstlenecekler.&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Saygılarımla,&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Fahri Karakaş&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;McGill Üniversitesi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-9221452840924841289?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/9221452840924841289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/9221452840924841289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2006/11/sosyal-yenilik-ve-hizmet-ii-giriimcilik.html' title='SOSYAL YENİLİK VE HİZMET İÇİ GİRİŞİMCİLİK'/><author><name>Fahri Karakas</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14815703312065029635</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-9069085534918924435</id><published>2006-11-17T00:08:00.001-05:00</published><updated>2006-11-17T00:08:44.036-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sektörü İlgilendiren Kitaplar'/><title type='text'>Kitap Tanıtımı: THE NON PROFIT MEMBERSHIP TOOLKIT</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#6666cc;"&gt;DERNEKLER İÇİN ÜYELİK&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ellis M. M. ROBINSON&lt;br /&gt;Chardon Press Series&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/toolkit.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 304px; CURSOR: hand; HEIGHT: 309px" height="316" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/320/toolkit.jpg" width="304" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;En başarılı üyelik organizasyonları, üyelerini hedef ve faaliyetleri hakkında bilgilendirerek onları kurumlarının parçası hâline getirebilenlerdir. Bu şekilde kurulacak profesyonel ilişkiler sadakat, karşılıklı saygı ve kuvvetli bağlar anlamına gelir ve neticede üyeler kurumun başarısı için zaman, emek ve maddi imkânlarını ortaya koymaktan çekinmezler. Sizin sivil toplum kuruluşunuz henüz üye edinmeye başlamış, veya hali hazırda bir üyelik programı uygulamakta olabilir. Ellis Robinson, kitabında farklı durumlara uygun çözüm önerileri geliştirmeye çalışmış. Entelektüel yönü ağır basan ve yoğun bilgi içeren kitaplar özellikle bilgiyi hemen pratiğe dönüştürmek isteyen günümüz insanı için artık eskisi kadar çekici değil. Bu kitap da analiz ve tavsiyeler içermekle beraber, çalışma tabloları, kontrol listeleri, kayıt ve hesap cetvelleri içeren kullanıma hazır bir set olarak tasarlanmış.&lt;br /&gt;Kitabın bir çok benzeri piyasada mevcut. Ben bunu da oldukça beğendim ve işe yarar buldum. Kuzey Amerika, bir yandan sivil toplum alanında dünyanın en büyük ve güçlü know-how’ına sahip bölge olarak yayınlarını takip etmeye ihtiyacımız var. Fakat öte yandan, bu coğrafyada yazılan tüm pratik kitaplarda olduğu gibi, bu kitapta da cevaplanmayan sorularım bana kaldı. Bizim kendimize has parametrelerimiz ve çözmemiz gereken sorunlarımız var ki, bu kullanım kulavuzları ve okuma setleri o sorunları çözmek için bize yardımda aciz kalıyorlar.Türkiye şartlarına uygun kitaplar yazılıncaya kadar da bu açlığımız devam edecek.&lt;br /&gt;Kitabın bölümlerine göz atarak size ve/veya kurumunuza hitap edip etmediğini veya sizin için ne kadar işe yarar olduğunu öğrenebilirsiniz: &lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Birinci Bölüm: Kurumunuza Üyelik Sistemini Yerleştirmek&lt;br /&gt;o Giriş: Üyeliğe dayalı ortaklık&lt;br /&gt;o Üyeliğin Faydaları&lt;br /&gt;o Kurumunuzda Üyeliği Nasıl Tanımlıyorsunuz&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkinci Bölüm: Üyelik Programınızı Nasıl Yönetmelisiniz&lt;br /&gt;o Yenilenme Programı Kurmak&lt;br /&gt;o Husûsî Müdahalelerle Üye Hareketliliği Sağlamak&lt;br /&gt;o Etkili Üye Yayınları Hazırlamak &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üye Altyapınızı Nasıl Geliştirirsiniz&lt;br /&gt;o Yeni Üyeler Edinmek&lt;br /&gt;o Evinden Dışarı Çıkmayanları Üyeliğe Kazandırmak&lt;br /&gt;o Birebir Üyelik Davetleri&lt;br /&gt;o Mail ile Üye Kazanma&lt;br /&gt;o Kişisel ve Elektronik İlişki Ağları &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelişim için Stratejik Plan&lt;br /&gt;o Üyelerinizin Konumunu Yükseltme&lt;br /&gt;o Üyelik Planı Hazırlamak&lt;br /&gt;o Meşrûiyet &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Yazar Hakkında:&lt;/strong&gt; Yirmi beş yılı aşkın süredir sivil toplum yönetimi alanında profesyonel olarak çalışan Ellis Robinson, bu süre içinde Kuzey Amerika’da beş yüzden fazla kuruma eğitim ve danışmanlık hizmetleri vermiş. Robinson, hâlen 15 kuruluşa danışmanlık yapmakta ve düzenli olarak yoğunlaştırılmış sivil toplum yöneticiliği eğitimleri vermektedir. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Kitabı edinmek isteyenlere: &lt;a href="http://www.amazon.ca/Nonprofit-Membership-Toolkit-Ellis-Robinson/dp/0787965065/sr=1-3/qid=1162678682/ref=sr_1_3/701-9862065-6468340?ie=UTF8&amp;s=books"&gt;http://www.amazon.ca/Nonprofit-Membership-Toolkit-Ellis-Robinson/dp/0787965065/sr=1-3/qid=1162678682/ref=sr_1_3/701-9862065-6468340?ie=UTF8&amp;amp;s=books&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-9069085534918924435?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/9069085534918924435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/9069085534918924435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2006/11/kitap-tantm-non-profit-membership.html' title='Kitap Tanıtımı: THE NON PROFIT MEMBERSHIP TOOLKIT'/><author><name>sertac sehlikoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17906462114910351434</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-dmqkKy87F6s/TeZcAVX0raI/AAAAAAAAAmI/IT69F3T__pI/s220/ME.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-4615287980596535111</id><published>2006-11-11T06:58:00.000-05:00</published><updated>2006-11-11T07:10:07.190-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel Tanımlar'/><title type='text'>SİVİL TOPLUM NEDİR? (Yenir mi içilir mi sorusu)</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Peki Sivil Toplum Nedir? Bir çok STK eğitimi sonrası sağdan soldan fısıldaşmalar kulağıma gelir: "STK ne demek?". Bir buçuk-iki saat boyunca bu kısaltmayı kullanan konuşmacı, tüm dinleyicilerin konuyu &lt;em&gt;default&lt;/em&gt; bildiklerini sandığı için olsa gerek, genel bir tanım yapmamış, katılımcılar da konuşmanın asıl önemli kısmını anlamamıştır.&lt;br /&gt;Bu hataya düşmek üzere olduğumu farkedip sizlere özgür ansiklopedi vikipedi'nin ilgili başlığını gönderiyorum. Çok genel ve yetersiz olmakla birlikte bir mim koyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Tanım &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/wikipedialogo-smaller.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/400/wikipedialogo-smaller.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Her kavram tanımı beraberinde karşıtanımlar üretir. Sivil Toplum kavramının da ortak bir tanımı yoktur, onu ancak öğeleriyle tanımlayabiliriz:&lt;br /&gt;Sivil Toplum tanımları ya toplumun bir kısmı üzerindeki örgütlü yaşamı, ya kamusal bir alanı, ya bir toplum biçimini ifade etmek üzere yapılanmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a id="Tarih" name="Tarih"&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Tarih&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kavram ilk kez Platon ve Aristo'da ortaya çıktı. Devlet kavramıyla birlikte düşünüldü. Polis (şehir devleti)ortaya çıktı. Ortaçağda çağın özelliklerine paralel olarak her kavram gibi değişti. Jean Bodin devletle aile birliklerinin ayrı dünyaları olduğunu söyledi. Toplumsal sözleşmeciler, sözleşme anlayışını geliştirdi. Doğa durumu düşünürleri devleti üçüncü şahıs gibi algıladı, sivil toplum-politik toplum ikiliği doğdu. Hegel, Marx, Gramsci'de sivil toplum devlete göre tanımlandı.&lt;br /&gt;XX.yüzyılın sonlarındaki gelişmeler, Doğu Bloku'nun çökmesi, liberalizmin yükselişi, küreselleşme,muhaflefet hareketlerinin tıkanması, sosyal demokrasinin gerilemesiyle sivil toplum kavramı üzerinde kuvvetli yargılar oluştu. Kavrama esas olan öğeler örgütlülük, kendi kendini üretme, devletten her alanda kopma, şiddete karşı olma, siyasal topluma ya müdahil olma yahut hiç karışmama gibi vurgular kazandı.&lt;br /&gt;&lt;a id="Sonu.C3.A7" name="Sonu.C3.A7"&gt;&lt;/a&gt;Sonuç&lt;br /&gt;Kamusal alan tanımı netlik kazanmamakla birlikte, ister aile ister birey olsun, insanların gönüllü bir biçimde katıldığı, amaç açısından karmaşıklık içeren bir örgütlenmedir sivil toplum. Piyasa ve özel mülkiyetin, politik duruşların, hangi kuruluşların veya cemaatlerin sivil toplum olup olmadığı tartışılmaktadır.&lt;br /&gt;"&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sivil_Toplum"&gt;http://tr.wikipedia.org/wiki/Sivil_Toplum&lt;/a&gt;"'dan alındı&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-4615287980596535111?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/4615287980596535111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/4615287980596535111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2006/11/sivil-toplum-nedir-yemir-mi-iilir-mi.html' title='SİVİL TOPLUM NEDİR? (Yenir mi içilir mi sorusu)'/><author><name>sertac sehlikoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17906462114910351434</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-dmqkKy87F6s/TeZcAVX0raI/AAAAAAAAAmI/IT69F3T__pI/s220/ME.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-6498502306234569937</id><published>2006-11-11T06:47:00.000-05:00</published><updated>2006-11-11T07:38:05.213-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyadan Haberler'/><title type='text'>BİRLEŞMİŞ MİLLETLER STK KONGRESİ'NDEN İZLENİMLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/New%20Picture.2.png"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/400/New%20Picture.2.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/New%20Picture.0.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DEYDİK&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bu yıl 59.su düzenlenen Birleşmiş Milletler Sivil Toplum Kuruluşları Konferansına 90 farklı ülkeden, 2500den fazla sivil toplum kuruluşu temsilcisi iştirak etti. Konferansın bu yılki başlığı UN - FINISHED BUSINESS. Kelime anlamı; tamamlanmamış iş olarak kabaca çevrilebilir ki vermek istediği mesaj da, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma yolunda yapılacak çok işler olduğu yönünde. Başlığın önündeki UN ise bunu başarmayı hedefleyen Birleşmiş Milletleri ifade ediyor. &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/CIMG2560.0.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 237px; CURSOR: hand; HEIGHT: 178px" height="216" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/320/CIMG2560.jpg" width="290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Deniz Feneri Derneği olarak bu yılki konferansaTürkiye’den katılan iki sivil toplum kuruluşundan biri idik. Üç gün süren konferansta sivil toplum kuruluşları temsilcileri bir yandan Birleşmiş Milletlerin tecrübelerinden faydalandılar, bir yandan kendi faaliyet alanlarına uygun atölye çalışmalarında birbirleri ile tecrübelerini paylaştılar, beyin fırtınaları yaptılar, nasıl daha iyiye gidebileceklerini karşılıklı müzakere ettiler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;MİLENYUM GELİŞİM HEDEFLERİ&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Milenyum Gelişim Hedefleri (MGH) Birleşmiş Milletler’in 2000’de 189 ülke temsilcisinin imzasıyla yayınladığı Milenyum Deklarasyonundan neşet etmiştir. Belirlenen gelişim hedeflerinin çoğu, 1990’larda ortaya çıkan global sıkıntılardan hareketle ortaya konmuştur.&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler’in 2015’e kadar ulaşmayı amaçladığı 8 hedef şunlar: &lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="left"&gt;Aşırı fakirlik ve açlıkları eritmek &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="left"&gt;İlköğretim eğitimini tüm dünyada sağlamak &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="left"&gt;Kadınları güçlendirmek ve cinsiyet ayrımcılığına karşı ilerleme kaydetmek &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="left"&gt;Çocuk ölümlerini azaltmak &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="left"&gt;Ana sağlığını geliştirmek &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="left"&gt;HIV/AIDS, sıtma ve benzeri ölümcül hastalıklarla savaşmak &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="left"&gt;Çevresel sürdürülebilirliği temin etmek &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="left"&gt;Gelişim için küresel işbirlikleri geliştirmek &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div&gt;BM NGO-DPI kongresinde, hemen her oturumda Milenyum Hedeflerine göndermeler vardı. Sürekli tekrarlanan ifade ise, milenyum hedeflerine ulaşılması için dünyanın küresel anlamda önünde maddi veya manevi herhandi bir engel bulunmadığı yönündeydi. “Mazeret Yok” yazılı amblemler sivil toplum kuruluşlarının dağıtııkları bildirilerde baş köşeyi süslüyordu.&lt;br /&gt;Kimi oturumlarda hararetli eleştiriler yapıldı. &lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/400/New%20Picture%20%281%29.png" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birleşmiş Milletler ActionAid Milenyum Kampanyaları direktörü Salil Shetty, içinde bulundukları binanın “imza atmakla” ünlü olduğunu söyledi ve milenyum hedeflerinin altına imza atılmış kağıtlar olarak kalmaması için neler yapılabileceğini somut hedeflerle dile getirdi. Yoksullukla mücadele için katılımcıları beyaz bant t&lt;/div&gt;akmaya davet eden Shetty, konuşmasının sonunda katılımcılara sorduğu iki önemli soru ve aldığı cevaplar ile Birleşmiş Milletler’in katılımcılar nazarındaki imajını da gözler önüne sermiş oldu. İlk olarak 2015’te Milenyum Hedeflerine ulaşılabileceğini düşünenlerin el kaldırmalarını istedi. Salonun hemen hepsi belirlenen hedeflerin uleşılabilir hedefler olduğunu düşünüyordu. İkinci sorusuna ise tüm salondan yalnızca iki kişi el kaldırabildi: “Peki bu hedeflere ulaşılacağını düşünen kimse var mı?”. Düşünün ki salondaki katılımcıların hiçbiri ümidini yitirmiş, aksiyondan uzak insanlar değillerdi. Bilakis her biri dünyanın dört bir tarafında kadın hakları, AIDS, fakirlik, barış gibi konularda çalışan, hatta hayatını buna adamış insanlardı. Dolayısı varılması gereken sonuç, realist, hatta optimist gözle bile bakıldığında 2015’te belirlenen hedeflere ulaşılmayacağı yönünde.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;MİLENYUM HEDEFLERİ VE FAKİRLİK&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Özellikle dünyada fakirliğin ve açlığın önüne geçmek konularını kapsayan konuşmalarda zaman zaman ateşli savunuların olduğu görüldü. Konu ile ilgili en çarpıcı sunumlardan bir tanesi, Zimbabwe’li katılımcı Dumisani Nyon, New York’tan 35 okul ile kendi ülkesindeki okullar arasında ilişki kurma ve kaynak aktarımını kapsayan dönüşüm projelerini ve izlenimlerini &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/mvupdate_002.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/400/mvupdate_002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;paylaştığı sunum idi. Nyon, halkının fakirlikten tamamen kurtulabilmesi için ihtiyaçları olan şeyin sadece kaynak aktarımı olmadığını, fakat küllî bir perspektif değişimine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Uyguladıkları proje sonrası New York’lu gençler artık diğer akranları gibi Afrikayı “dünyanın acaip bölgesi” olarak görmüyordu. Zimbabwe’li gençler de dünyayı tanıyarak ufuk genişletme imkanı buluyor ve sıkıştıkları sınırların dışına çıkabilir hale geliyorlardı. Nyoni, fakir ülkelerde yapılacak projelerde elde edilmesi gereken sonucun milletlerarası, kültürlerarası ve de kuşaklararası olması gerektiğini, uzun vadeli değişim ve köklü dönüşümün ancak bu şekilde sağlanabileceğini belirtti.&lt;br /&gt;Fakirlikle mücadele yolunda yapılan bir diğer proje ise akademik ayağı son derece güçlü olan “Milenyum Köyleri” projesi. Columbia Universitesi Dünya Enstitüsü’nin yürüttüğü projenin koordinatörü Pedro Sanchez, gıda yardımı yapmaları gerektiğinde masrafın aile başına 400 $’ı bulduğu kurak Afrika topraklarında, seçilen pilot bölgelerde toprağın verimsizliğine uygun hale getirilmiş hibrit tohum kullanımını teşvik etmek suretiyle aile başına 40 $ harcama yaparak bölgelerin nasıl kalkındırıldığını anlattı. Sanchez’in aktardığı rakamlar dönüşümün inanılmaz olduğunu gösteriyordu. Proje, ilk yılında başarıya ulaşmıştı. Üretimin 4 ila 8 kat arttığı bölgeler, maddi imkansızlıkları aşabilir hale gelmiş, temiz suya ulaşmak için kuyular açmış, hatta kendilerine sağlık merkezi kurabilmişlerdi. Projenin başarısı ile ilgili bir diğer önemli nokta, işbirlikçilerinin başında özel sektörün bulunması idi ki bu da projenin daha hızlı ilerlemesini sağlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;FAKİRLİĞE KARŞI AYAĞA KALKIN&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/StandUp_Web1.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/320/StandUp_Web1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fakirliğe karşı yürütülen kampanyalardan birinin ismi bu: “Ayağa Kalkın”. 15 ve 16 Ekim tarihlerinde, dünyada mümkün olan en fazla sayıda insanın fakirliğe karşı sembolik ve fiziksel olarak ayağa kalkmasın&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/StandUp_Web1.0.jpg"&gt;&lt;/a&gt;ı ve böylece fakirlik karşıtı hareketin Guiness Rekorlar kitabına geçmesini hedefleyen kampanyaya binlerce sivil toplum kuruluşu rağbet edecek görünüyor. Kampanyaya katılmak için belirtilen tarihte kurumunuzdaki insanların ayağa kalkması, ve kaç kişinin eyleme katıldığını ilgili merkeze bildirmeniz gerekli. Bu sembolik eylemin amacı, mümkün olduğunca fazla sayıda insanın fakirlik konusunu hatırlamasını sağlamak. Eylemin savunucuları, Sivil Toplum faaliyetleri ile ilgili en çok karşılaşılan sıkıntının, sokaktaki insanın bu faaliyetlerden yeterince haberdar olmaması ya da ilgilenmemesi olduğundan şikayetçi olduklarını, bu handikapı aşabilmek için derinliği az ama kapsamı geniş eylemlere de yönelmek gerektiğini belirtiyorlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Konularla ilgili daha fazla bilgi için:&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;a href="http://www.millenniumcampaign.org"&gt;http://www.millenniumcampaign.org&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;a href="http://www.earth.columbia.edu/mvp"&gt;http://www.earth.columbia.edu/mvp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/VCH_006.2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/400/VCH_006.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/VCH_006.1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;GENÇLER VE YAŞLILAR&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sivil toplum, dünyayı değiştirebileceğine inanmak, “ben de varım” demek, ümitsizliğe kapılmamak, kendi gücünü küçümsememek demek. Sivil toplum konularında çalışmaya hayatını adayabilen kişi, bir yandan dünyada var olan problemlere sırtını dönemeyecek kadar vicdan &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/56585277.jpg"&gt;&lt;/a&gt;sahibi, bir yandan da dönüşümün mümkün olduğuna inanacak kadar idealist demektir. Bu perspektifle sivil toplum kongresine baktığımda, yaş ortalaması yüksek bir katılımcı kitlesi görmek, saçları ağarmış kadınların oluşturduğu ümitvar topluluğa bakmak bana çok şey anlatıyor. Evvela, Türkiye şartlarına kıyasladığımızda çoktan emekliye ayrılmış ve hayatla ilişkisi sade sosyal aktivitelere indirgenmiş olması beklenen yaklaşık yedi yüz katılımcının varlığı, sivil toplum alanında çalışanların sönmeyen azmine işaret sayılabilir. Yaşlarının&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/56585277-.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/320/56585277-.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; getirdiği profesyonellikle, ellerindeki tecrübî bilginin know-how’a dönüşmesinin gereğini fark etmiş bir grup, nesiller arası bilgi aktarımı ve sosyal sorumluluk ilişkileri konusunda özel atolye çalışmaları düzenledi. Diğer oturumlarda da sordukları sorular ve düştükleri dipnotlar ile bir yandan farkındalık oluşturdular, diğer yandan katılımcıların ufuklarını genişlettiler. Genç katılımcı sayısının azlığı, konferansta yapılan vurgu ve tanımların kapsamını da etkiledi. Örneğin sivil toplum alanında alışılmış düzenden farklı olarak, 25 yaş değil, 30 yaş gençlik sınırı olarak kabul edilip katılımcıların datalarına işlendi. Bir çok oturumda gençleri onore etmek için 30 yaşın altındakiler ayağa kaldırılıp alkışlandı. Gençlerin nasıl harekete geçirileceğinden, nasıl yönetilmeleri gerektiğine, teknoloji ile ilişkilerine ve hatta genç profesyonellerin sivil toplum kuruluşlarında yer almalarına kadar bir çok farklı konuda uzun toplantılar düzenlendi.&lt;br /&gt;Gençlerin organizasyondaki etkinliğini arttırmayı hedefleyen kuruluşlara konuşan Uluslararası İşbirlikleri İçin Genç Profesyoneller Liderlik Konseyi Başkanı Sultana Ali, gençlerin doğayla ilişkilerinin bu denli azalmasının, günde ortalama 6 saatlerini televizyon ve internet ile geçirmelerinin endişe verici olduğunu belirterek, katılımlarını arttırmak ve onlardan yüksek performans elde edebilmek için kendilerini organizasyonun parçaları hissetmelerini sağlamak ve küresel vizyon gerektiren işlerde değerlendirmek gerektiğini söyledi. Gençlere inisiyatif vermek ve gençlik ateşinden gelen becerilerini sergilemelerine izin vermek, daha fazla sayıda gence ulaşabilmek için üniversite kampüslerinde yer edinmek ve networklerini kullanabilmek, Ali’nin veridiği önemli tüyolar arasındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;KOFİ ANNAN'DAN KAPANIŞ MESAJI&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/CIMG2703.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/320/CIMG2703.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Türkiye’de olduğu için ilk gün konferansın açılışına iştirak edemeyen Kofi Annan, konferansın kapanışına katılımı ile kendisini bekleyen bir çok insanı mutlu etti. Her ne kadar hakkında Müsteşarlığı döneminden stratejik durumlarda pasif kalma, Birleşmiş Milletler’in ABD’nin gölgesi haline gelmesine sebep olmak gibi ciddi eleştiriler olsa da, kendine has üslubu ile bir çok insan tarafından da sevilmeye devam ettiğini biliyordum. Fakat profesyonel camiada –tabir yerindeyse- bir hayran kitlesi olduğunu görünce şaşırdığımı itiraf etmeliyim.&lt;br /&gt;Kofi Annan, dünyayı değiştirmek için politik dünyanın kemikleşmiş sistemleriyle uğraşmanın oldukça güç olduğunu söyledi. Milenyum hedefleri, demokrasi, çok seslilik gibi konularda teori ile pratik arasında büyük bir boşluk olduğunu ve bu boşluğu kapatmak için sivil toplumun gücüne ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Annan’ın konuşmasının satır aralarında, Birleşmiş Milletler’in ve Genel Sekreter olarak kendisinin konumu gereğiatılması gereken her adımı istedikleri gibi atamadıkları ve söylenmesi gereken her sözü söyleyemedikleri mesajı gizlenmişti. Söylenmesi gereken sözleri söylemede ve atılması gereken adımları atmada sivil topluma görevler düştüğünü belirten Annan, zihinlerde “Birleşmiş Milletler’in kapsamı ve işlevi” konusunda soru işaretleri bıraktığı konuşmasını “daha yaşanabilir bir dünya” adına güzel temenniler ve iyi dilekler ile bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;DİPNOTLAR, GÖZE TAKILANLAR&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/biglogo.5.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/400/biglogo.1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Barış, MDG hedefleri içinde yer almamakla birlikte dünyanın en önemli gündemini oluşturduğu için konferansta bu konuya geniş yer verilmişti. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Karşılaştığım Ortadoğulu tüm katılımcıların çalışma alanı barış ve diyalog idi. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;“Sivil Toplum Kuruluşları’nın çalıştıkları alanda bilinç oluşturabilmeleri için eğitim faaliyetlerini hiç aksatmadan devam ettirmeleri gerekmektedir” Hanifa Mezuoi, BM Ekonomik ve Sosyal İlişkeler Sorumlusu. Her organizasyonun birer “Aksiyon Planı”, “Gündem” ve “Strateji” sahibi olduğu gibi, aynı şekilde birer “Modül”, “Eğitim” ve “Staj” sahibi olması gerektiğini söyledi.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Birleşmiş Milletler’deki konferansa Türkiye’den yalnızca iki sivil toplum kuruluşu iştirak etmişti: Deniz Feneri Derneği ve Mavi Hilal&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Öte yandan konferans bitiminde sergilenen sanat konulu özel performans’ta Türk müziği, Orhan Veli ve Nazım Hikmet vardı.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kuşaklar arası ve Çok Kuşaklı kavramları çok sık zikredildi. Katılımcılar arasında isminin önünde “Grandparents” (Nineler) ibaresi yer alanlar vardı. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-6498502306234569937?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/6498502306234569937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/6498502306234569937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2006/11/birlemi-milletler-stk-kongresinden.html' title='BİRLEŞMİŞ MİLLETLER STK KONGRESİ&apos;NDEN İZLENİMLER'/><author><name>sertac sehlikoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17906462114910351434</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-dmqkKy87F6s/TeZcAVX0raI/AAAAAAAAAmI/IT69F3T__pI/s220/ME.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-3883761009723981086</id><published>2006-11-09T14:01:00.000-05:00</published><updated>2006-11-09T14:12:40.514-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sektörü İlgilendiren Kitaplar'/><title type='text'>KİTAP TANITIMI: The Complete Guide to NON-PROFIT MANAGEMENT</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;Yazan: Smith, Bucklin &amp; Associates&lt;br /&gt;Edisyon: Robert H. Wilbur, Suan Kubla Finn, and Carolyn M. Freeland&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;Sivil Toplum Kuruluşları Yönetim Rehberi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;John Wiley&amp;amp;Sons tarafından piyasaya sürülen kitap, yayınevinin Sivil Toplum Kuruluşları Kanun, Finans ve Yönetim serisi dahilinde yayınlanmış. Kitap üç bölümden oluşuyor:&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Müesseseyi Kurarken &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Misyonun İzinden Gitmek &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yönetim &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aldığım yorumlar çevçevesinde, kitap tanıtımı bölümünde işe yarar ve anahtar ipuçlarını siteye eklemeye karar verdim. Gördüğüm kadarı ile, pratik tavsiyelere sektörün daha çok ihtiyacı var.Vizyon sahibi ve profesyonel bir müessese kurabilmek için gösterdikleri yöntemlere baktığımızda, kitabın bize şu tavsiyelerde bulunduğunu görüyoruz &lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yönünüzü tayin etmeden yola çıkmayın &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Muhakkak kısa ve uzun vadeli hedefleriniz olsun &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu hedefleri profesyonel bir şekilde kaleme alın ve bir stratejik plan oluşturun &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;İyi bir stratejik planda şunlar unutulmamalı:&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p align="justify"&gt;i. Önemli ama esnek yönergeler kullanın&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;ii. Süreç tekil değildir. Süreçte kendinize katı kurallar uygulamayın. Hedeflerin hayata geçirilme sürecinde birden fazla alternatifiniz olsun.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;iii. İçerden ve dışardan gelebilecek müdahale ve değişimlere açık olun ve planınızda bunları gözardı etmeyin.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;iv. Tabanın onayını mutlaka alın. Liderlik becerilerinizi konuşturun.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;v. Her kademenin müdahil olmasını sağlayın.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;vi. “Stratejik” düşünün. Sınırların ötesine geçin.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;vii. Stratejik planınızla birlikte yürüttüğünüz bir çevre analiziniz mutlaka olsun.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;viii. Kilit yöneticiler ve çalışanlar ile stratejik plan oturumları düzenleyin.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;ix. Stratejik planın beraberinde mutlaka bir de organizasyonel plan geliştirin. &lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ahlâkî standartlarınız mutlaka olsun ve bu standartları stratejinizin parçası haline getirin. Gerekiyorsa yazın. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kurumunuzun halk tarafından bilinirliğini ve imajını kuvvetlendirin &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gönüllü olarak kurumunuzda yöneticilik yapabilecek başka isimler sürekli arayın. Adapte süreçlerinde bizzat yardımcı olun. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Etkili bir iletişim sistemi kurun ve geliştirin. En etkili yöntem kurumdan kuruma değişir.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama minimum –ve gerekiyorsa maksimun- görüşme zaman (haftalık, aylık) ve yöntemlerini (yüzyüze, fax, telefon, e-mail, video-konferans) belirleyin. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mali akış kontrollü olmalı. Kontrol, kişi tarafından değil mali sistemin kendisi tarafından sağlanmalı. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yönetimin ve çalışanların etkinliğini arttırın. Şunları belirleyin:&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;i. Yönetim kurulunun büyüklüğü&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;ii. Çalışanların ve yönetimin iş ve görev tanımı&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;iii. Çalışanların ve yönetimin sorumluluk alanları&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;iv. Prosedür ve yöntemler&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;v. Yönetim kurulu oryantasyon programı&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;vi. Periyodik bilgilendirme yönergeleri&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;vii. Yönetimin hangi zamanlarda erişilebilir olduğu bilgisi. &lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;Fon arttırımı çalışmaları Türkiye’de de çok popüler hâle geldi. Kurumunuzun hedeflerine ulaşabilmesi için maddî kaynakları arttırmanın yöntemleri de t&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/4356/4179/1600/dollartrees.0.jpg"&gt;&lt;/a&gt;ek tek ele alınmış. &lt;/p&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hedeflerinizi net olarak belirtebilir hâle gelin. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu net hedefler için ihtiyacınız olan meblağı belirleyin. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Elinizde var olan imkânları önünüze dökün. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fon-arttırımı için ancak bunlar belirlendikten sonra çalışmaya başlayabilirsiniz. Önünüzde birden fazla seçenek var.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;o Yıllık vergi gelirleri&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;o Program gelirleri (yayınlar, sponsorluklar, reklamlar)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;o Yıllık kampanyalar&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;o Sermaye kampanyaları&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;o Planlı bağışlar (hediyelik eşya satışları veya bağışçılar&lt;br /&gt;için geliştirilen seçenekli bağışlar bunlardandır)&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;o İane ile toplanan fonlar (özel aktiviteleriniz için topladığınız fonlar)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Tekrar Gözden Geçirelim:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;o Projeniz net olarak tanımlanmış mı?&lt;br /&gt;o Muhtemel müşterilerinizin listesi hazır mı?&lt;br /&gt;o Düşüncenizi projesyonel olarak özetlediniz mi?&lt;br /&gt;o Potansiyel fon kaynaklarını dikkatlice elden geçirdiniz mi?&lt;br /&gt;o Ziyaret edeceklerinizin ve telefonla görüşeceklerinizin iletişim listesi hazır mı?&lt;br /&gt;o Heyecanlı ve dinamik bir ekibiniz var mı?&lt;br /&gt;o Görüşmeler için iş takip çizelgeniz var mı?&lt;br /&gt;o Ziyaretleriniz sonrarı göndermek için hazırladığını teşekkür mektubunuz var mı?&lt;br /&gt;- Bağış aldıktan sonra teşekkür göndermek için gecikmeyin&lt;br /&gt;- Ziyaretlerinizde konuşmanızdan giyiminize, mimiklerinizden beden dilinize mükemmel olun.&lt;br /&gt;- Eğer projenin önemine inanmıyorsanız, asla bağış kampanyasına girmeyin.&lt;br /&gt;Bu kitabın tanıtımına devam edeceğim, ama kitabı internetten incelemek isterseniz &lt;a href="http://www.amazon.com/gp/reader/0471380628/ref=sib_dp_pt/102-6447917-2707359#reader-link"&gt;http://www.amazon.com/gp/reader/0471380628/ref=sib_dp_pt/102-6447917-2707359#reader-link&lt;/a&gt; adresini ziyaret etmenizi öneririm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-3883761009723981086?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/3883761009723981086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/3883761009723981086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2006/11/kitap-tanitimi-complete-guide-to-non.html' title='KİTAP TANITIMI: The Complete Guide to NON-PROFIT MANAGEMENT'/><author><name>sertac sehlikoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17906462114910351434</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-dmqkKy87F6s/TeZcAVX0raI/AAAAAAAAAmI/IT69F3T__pI/s220/ME.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6546826261164721196.post-7336653696603393386</id><published>2006-11-09T12:33:00.000-05:00</published><updated>2006-11-17T15:47:27.616-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akademik'/><title type='text'>Kar-Odaklı ve Kar Amacı Gütmeyen Kuruluşların İşbirliği ile Verimliliği Arttırmak</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;“Increasing EfficiencyThrough Collaboration of Profit and Non-Profit Organizations”&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;em&gt;Steven Rathgeb Smith&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt; &lt;/div&gt;Sivil Toplum Kuruluşları ile kar odaklı şirketlerin işbirliği yaparak ortaklık oluşturmaları ve sosyal sorumluluk çalışmalarına iştirak etmeleri farklı seviyelerde olabilir. Düşük entegrasyondan yüksek entegrasyona doğru bir seviyelendirme yapacak olursak, en düşük entegrasyon seviyesi şirketin kar amacı gütmeyen kuruluşa yılda bir kere bağışta bulunması iken; en yüksek entegrasyon seviyesi ise şirketin, kar amacı gütmeyen kuruluşun yönetim kurulunda sandalye sahibi olması ve kendi çalışanlarını gönüllü olarak istihdam etmesine kadar uzanan yoğunlaştırılmış çalışma ve ilişkileri kapsar.&lt;br /&gt;Kar amacı gütmeyen kuruluş, temas halinde olduğu her şirketle aynı yoğunlukta ilişki kurmayabilir.&lt;br /&gt;Etkili ortaklık için STK’dan taahhüt ve kararlılık gerekmektedir. Bunun yanında, kaynak geliştirilmesi de önemlidir.&lt;br /&gt;Pazarlama faaliyetleri ve finansman sağlama açısından da STK’ların aktif davranması gerekmektedir.&lt;br /&gt;Verimliliğin sağlanması için: Şirketin ve STK’nın ilgileri arasında bir uyuşma olmalı, ayrıca bu uyuşma yazıya dökülmeli ve bu şekilde gerekli olan zaman ve kaynağın şirket üzerinden istifade edilmesi sağlanmalı. Yapılacak etkinlik, şirketin tanıtımını yapmalı.&lt;br /&gt;Bir şirket ile STK, önce küçük ölçekli bir çalışma ile aralarında ünsiyet kurup, ardından daha geniş çaplı ve kapsamlı bir alış-verişe başlayabilirler.&lt;br /&gt;Yönetim Kurulu’nun Rolü: İşletme ile STK arasında partnerlik kurarken en kritik noktadır. İlerlemenin çabuk sağlanması ve tam kooperasyon sağlanması için şirket yöneticisi veya ulaşılmak istenen ağa sahip şirket yetkilisi STK yönetimine dâhil edilebilir.&lt;br /&gt;Şirket-STK birlikteliğinde birincil misyon ve çalışılan alan net olarak belirlenmemiş olursa, STK’nın şirket üzerindeki kontrolünü kaybetme riski ortaya çıkacaktır. Kültür çatışması riski her zaman olacaktır, bu durum kaçınılmazdır. Fakat doğru ele alınarak ilerlemek ve kesinlikle bu noktada dikkatli ve profesyonel davranmak gereklidir. Özellikle yoğun entegrasyon içeren birlikteliklerde durum böyledir.&lt;br /&gt;STK, ortaya çıkan çalışma önerisi eğer kendi prensiplerine uygun değil ise, reddetmeye hazır olmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6546826261164721196-7336653696603393386?l=sosyalsorumluluk.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/7336653696603393386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6546826261164721196/posts/default/7336653696603393386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sosyalsorumluluk.blogspot.com/2006/11/kar-odakl-ve-kar-amac-gtmeyen.html' title='Kar-Odaklı ve Kar Amacı Gütmeyen Kuruluşların İşbirliği ile Verimliliği Arttırmak'/><author><name>sertac sehlikoglu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17906462114910351434</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-dmqkKy87F6s/TeZcAVX0raI/AAAAAAAAAmI/IT69F3T__pI/s220/ME.jpg'/></author></entry></feed>
